Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 1,963
DOLAR 13.71
EURO 15.45
ALTIN 785.17
mecidiyeköy escort

Yüreklere salınan korku ve seçim güvenliği92 defa okundu

kategorisinde, 14 Eki 2021 - 23:36 tarihinde yayınlandı
Yüreklere salınan korku ve seçim güvenliği

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. Maddesi şu hükümleri içerir: “…Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz. Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz. Meşru müdafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır…”

Yine Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlıklı 26. maddesi aynen şöyledir: “…Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir. Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir

(Mülga fıkra: 3/10/2001-4709/9 md.) Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz. (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/9 md.) Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir…”

Yukarıda belirttiğim Anayasal haklar son zamanlarda yaşamımızda ne yazık ki yöneticiler tarafından büyük ölçüde örselenmiş, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları Anayasa’da teminat altına alınmış bu hak ve özgürlüklerison yıllardabu nedenle büyük yaralar almıştır. Yine bu hak ve özgürlükleri denetlemesi ve bu hak ve özgürlüklerin teminatı olması gereken Yargının bu konudaki işlevini tam olarak yerine getirebildiği tartışmalı bir konu haline gelmiştir. Özellikle düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü bir kısım adil olmayan kararlar ve cezai yaptırımlarla Türk insanının yüreklerine korku salınarak büyük ölçüde kısıtlanmıştır.

Ülkemiz son günlerde bir seçim sathı mailine girmiştir.

Bu konuda siyasi partilere ülkeyi yönetenler tarafından verilebilecek en önemli teminat “Seçim Teminatı”dır. Yani seçimlerin yurttaşların yüreklerine korku salmadan can güvenliklerini sağlamak suretiyle sandık başına özgürce gidebilmeleri ve oylarını diledikleri partilere verme konusunda tamamen özgür bırakılmasıdır.

1960 yılı Ocak ayında Türkiye Cumhuriyeti’nin 1938-1950 yılları arasında ikinci Cumhurbaşkanlığı yapmış büyük devlet adamı o tarihte CHP Genel Başkanı olan rahmetli İsmet İnönü’nün Bursa Tayyare sinemasında yaptığı bir konuşmayı Mudanya CHP ilçe teşkilatında yıllarca başkanlık ve yönetim kurulu üyeliği yapmış rahmetli babam Sait Sezgin ile birlikte izlemiştim. İnönü’nün konuşmasını dinlemek için Tayyare Sineması’ndaki kalorifer peteklerinin üzerlerine çıkacak kadar salonu hıncahınç dolduran vatandaşlara hitaben yaptığı konuşmada üzerinde durduğu en önemli konu seçim teminatı istemek olmuştur.

Günümüzün CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ise seçim gününe yaklaşırken siyasi cinayetlerin gündeme gelmesi ve bu nedenle yurttaşların yüreğine korku salınarak sandık başına özgürce ve korkusuzca gidebilmelerini tehlikeye düşürmek istendiğini vurgulamıştır. 10/10/2021 tarihli Sözcü Gazetesi’nde Sayın Rahmi Turan “Tokmak” başlıklı köşesinde bir süre önce evinin önünde saldırıya uğrayan gazeteci Ahmet Takan’ın bu konudaki düşüncesini şöyle aktarmış: “…Evinin önünde sopalı saldırıya uğrayan gazetecilerden biri olarak, Kemal Kılıçdaroğlu’nun değerlendirmelerini özünün doğruluğunu veya yanlışlığını tartışmıyorum. Kemal Kılıçdaroğlu’nun dile getirdiği endişeler bir süredir zaten Ankara’nın siyasi kulislerinde konuşuluyor. Bunları korku imparatorluğunun esareti altında yaşayan bir toplumun önünde açıktan dile getirmek ne kadar doğru? O ayrı bir tartışma konusu!…”

Birçok konularda şahsen kendisiyle düşünce ayrılığım olsa da son yıllardaki özellikle hak, hukuk ve adalet konusundaki üstün mücadelesini bir hukukçu olarak çok takdir ettiğim Kemal Kılıçdaroğlu’nun esasen Sayın Ahmet Takan’ın vurguladığı gibi zaten bir süredir korku imparatorluğu yaşayan ülkemiz için talihsiz bir beyan olsa da, ülkemiz yöneticilerinin özellikle İçişleri Bakanlığı’nın Ana Muhalefet lideri Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu konudaki endişelerini giderme yükümlülüklerinin bulunduğunu ve tüm siyasal partilere ve tüm Türk vatandaşlarına seçim güvenliği konusunda müsterih olmaları için acil önlemler alındığını ivedilikle açıklama sorumluluğunun olduğunu düşünüyorum.

Google News Mudanya Haberleri Telegram MUDANYA Kanalı
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Hukukçu| Mudanya Mektubu
YORUM YAZ