Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 1,325
DOLAR 7.96
EURO 9.49
ALTIN 463.95

Orman perisi Dryad’ın acı çığlığı-281 defa okundu

, kategorisinde, 13 Ağu 2020 - 00:23 tarihinde yayınlandı
Orman perisi Dryad’ın acı çığlığı-2

Dryope istemeden bir Dryad öldürmüş bulunur. Dryope korku içinde kaçmaya kalkışır. Ne var ki, topukları toprağa köklenmiştir. Kadın yalnız belinden üst yanını oynatabildiği için “eyvah” diye saçlarını yolmaya kalkışır. Ancak avuçlarını saçlarla değil, başından kopardığı yapraklarla dolu bulur. Öte yandan çocuğunu emzirmeye kalkışınca da, memelerinin katılaştığını ve sütünün kesildiğini görür. İole, kardeşinin halini görür yardıma koşar. İlerlemekte olan ağaçlaşmayı durduramayınca aynı ağaç kabuğuyla bağlatmak üzere kardeşini kollarıyla sarar ama başaramaz. Tam o sırada Dryope’nin kocasıyla babası gelir. İole onlara taze ağacı gösterir. Onun sıcak olan gövdesine sarılır ve yapraklarını öperler. Artık Dryope’de yamrı yumrulaşma yüzünden başka bir şey kalmamıştır.

Genç kadın güç bela konuşmaya uğraşarak, “Hiç günahım yok. Sonumu hak edecek bir fenalık yapmadım, kimseyi incitmedim. Eğer yalan söylüyorsam yapraklarım kuraklıktan kurusun, dökülsün. Gövdem de, dallarım da kesilip cayır cayır yakılsın. Çocuğumu dallarımın arasından alın ve bir sütnineye verin. Onu burada emzirsin. Çocuğum gölgemde koşup, oynasın. Çocuğum konuşacak ve söz anlayacak çağa gelince beni ‘Annem’ diye çağırsın. Annesinin bu gövde olduğunu bilsin. Ama ağaçların dallarını kırıp, yapraklarını koparmaktan sakınsın. Belki de her ağaç benim gibi anadır” der. Sözlerinin burasında susar. Çünkü alevler tüm gövdesini sarmış ve ona can veren öz suyu da kurumuştu.

Değerli okurlarım, dünya tarihine mal olmuş bu ve bunun gibi daha nice mitolojik eseri dilimize çevirerek bizlere armağan eden Musa Cevat Şakir Kabaağaçlı, (1890-1973) namı diğer Halikarnas Balıkçısı…

Çöken Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde doğan ve genç Cumhuriyetimizin uygarlık yolunda yetiştirdiği, ufku geniş, derin kültür birikimli (kısaca) onlarca aydın gençlerimizden biri de Musa Şakir Kabaağaçlı’dır.

Cumhuriyetimizin ilanından sonra yayınlanan bir yazısından ötürü, üç yıl mahkumiyet cezasıyla o zamanların kurak çorak, ıssız küçük bir balıkçı köyü olan Bodrum’a sürülür. İlk öğrenime Büyükada Mahalle Mektebi’nde başlayıp Oxford Üniversitesi’nden mezun olan Cevat Şakir’in ilk düşüncesi yeşilden yoksun bu yöreyi acaba nasıl yeşillendirebilirim olur. Yazılı kaynaklardan botanik bilgi edinirken, yurtdışındaki dostlarına mektuplar yazarak onlardan yörenin iklimine uygun tohumlar göndermelerini isterken, kendisi de Troçki’nin bir süre tutsak olarak kaldığı Büyükada’daki tarihi binanın bahçesindeki palmiye ağaçlarının tohumlarını toplar ve bunları kendi elleriyle Bodrum’un dağına, taşına, bağına, bahçesine saçar.

Bu konuyla ilgili bir gazetecinin sorusunu şöyle cevaplar Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir… Bodrum’a bu bakir ortama kalıcı güzel şeyler ekip dikip sonra da bu fidanların serpildiklerini ölmeden önce dünya gözüyle görmek istediğini söyler.

O, sürgün olarak geldiği bu ıssız sahil beldesini çok sevdi. 13 Ekim 1973’de İzmir’de vefat etmiş olsa da vasiyeti gereği günümüzdeki Bodrum’u Bodrum yapanı da tüm Bodrumlular elleri üstünde, palmiye ağaçlarının önlerinden geçirerek ebediyete uğurladılar.

Google News Mudanya Haberleri
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Tevhide TÜRKEN
Ankara Mektupları
YORUM YAZ