Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 1,102
DOLAR 7.68
EURO 8.98
ALTIN 463.24

Siyasi İslam ve Kadın56 defa okundu

, kategorisinde, 13 Ağu 2020 - 00:27 tarihinde yayınlandı
Siyasi İslam ve Kadın

Bu tarihte “Kadına Şiddete Karşı Koruma” altına alacak olan İstanbul Sözleşmesi ile en kapsamlı uluslararası anlaşmanın kabulüdür… O gün Türkiye Büyük Meclisi’nden geçerken yaşanan, AKP’li vekillerin sevinçleri ve heyecanları görülmeye değerdi. 

11 Mayıs’ta İstanbul Sözleşmesi imzalanmış. Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olan 24 Kasım 2011 tarihinden önce meclisten geçmesi için AKP vekillerinin büyük çabaları vardı… Böylece verdikleri mücadelenin karşılığında İstanbul Sözleşmesi imzalandı. AKP iktidarının “Kadına Şiddete Karşı Koruma”ya Yönelik olan bu uluslararası sözleşmenin meclisten oy çoğunluğu ile geçmesinin yarattığı güven verilmişti!

O GÜNLERDE MÜCADELEDE AKP ÖN PLANDAYDI

O gün verilmek istenilen AKP’nin bir mesajı vardı… AKP’nin iktidara gelmesinde önemli bir rol oynayan ‘ Yolsuzluk, yoksulluk, yozlaşma ve kadınlara şiddet için verecekleri mücadele seçimde sıkça seslendirildi… O dönemde Türkiye Opuz Davası ile AİHM’de, ailece içi şiddete karşı vatandaşını koruyamadığı sonucunda aldığı cezalarla ilk sırada olmanın verdiği utanç vardı.

Sözleşme, ilk önce 22 Kasım’da Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’na geldi… Bu sözleşmenin altında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası vardı. Bu konuda Dışişleri Bürokratları “Türkiye’nin öncelikleri ve hedeflerine uygun bir sözleşmedir” diyordu… O günlerde, AKP Genel Başkan Yardımcısı Öznur Çalık, herkes gibi memnuniyetini ifade eden konuşmasında, yasanın hızla geçmesi gerekliliği üzerinde durarak, yaptırımın cezaya taşınmasının önemini anlatarak; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’e teşekkür etti…  Ayrıca Türkiye’nin Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal Eylem Planı hazırladığı içinde büyük beğeni topladığını ifade etti… 23 Kasım’da Bakan Şahin, Dışişleri Komisyonu’nda yaptığı konuşmada “Birçok ülke buna çekice koyarak sevk etmesine rağmen, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti buna çekince koymadan Bakanlar Kurulu’ndan meclise sevk etti”  diyerek gururla anlattı… Bakan Şahin, “Biz kadına yönelik şiddetle mücadeleyi bir insan ihlali olarak görüyoruz” diyerek sözünü bitirdi…

O gün bu İstanbul Sözleşmesi AKP’nin hayata geçmesini sağladı… Ve görevini yerine getirmenin zevki ile reklamı yapıldı. Tüm bakanlarının bu sözleşmenin yasalaşmasını istemelerin; o günden onurla savundukları İstanbul Sözleşmesi’ni bugün “kaka” diyerek istemediğini hiçbir AKP’li kamuya anlatabiliyor mu? Bu konuda konuşan bakanların Türkiye’nin sözleşmenin hazırlamasında ve sonuca giden, ülkelerden birinin Türkiye olduğunu söyleyen ağızların fikir değiştirmelerinin tek nedeni olarak; gündem değiştirmek istemeleri olabilir.  O günkü telaşları İstanbul Sözleşmesi’ni savunan ve AKP’nin kadınları sahiplendiklerini ilan edenlerin birçoğu meclisin içinde değiller(!) İktidar AKP siyasette sıkıştığında, en güzel becerdikleri yalanı ortaya atarak çabuk unuturlar…

O GÜNKÜ MECLİSTE UZLAŞI VARDI

Meclis’te olan siyasi parti milletvekilleri ile parti gruplarının konuyu sahiplenmeleri sayesinde; Genel Kurul’da konuşan parti sözcüleri ve konu için söz alan milletvekilleri, kadınlara şiddeti önlemek için İstanbul Sözleşmesi oylamada bir çekimser oya karşı oybirliği ile TBMM kabul edildi… Bu gün geriye döndüğümüzde; hiçbir neden yokken(!) Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un ortaya attığı “çıkabiliriz” dediği sözleşme için grup başkanvekili Özlem Zengin’in sözleşme hakkında, “Türkiye bu sözleşmeyi imzalarken hangi saiklerle imzaladı. Buna yüklenen anlamlar değişti mi? Buna bir bakalım. Bu değişimleri değerlendirdikten sonra çıkmak da mümkün olabilir” diyerek konuyu daha başka tarafa çekmiş oldu.

Türkiye 2011’de sözleşmeyi imzalarken bir yandan da AİHM’ nin Opuz kararının utancını taşıyordu. Türkiye bir yandan Avrupa Birliği ile ilişkilerini geliştirmeye çalışıyordu. İşte! Bu şartlarda AKP yöneticilerinin vermeye çalıştıkları mesaj Türkiye’nin Avrupa’nın bir parçası olduğunu ve uluslararası bir sorunun çözümünde öncü bir rol alabileceğini AKP iktidarı göstermek istiyordu. AKP’nin o günkü derdi Avrupa ile ilişkileri koparmadan sürdürmek isteğiydi… Yoksa(!) AKP kadın hakları savunucusu olduğundan değil. AKP iktidarda olduğundan bu sözleşmeyi göstermelik imzalamıştı. O günkü şartlar altında imzalanan İstanbul Sözleşmesi bugünlerde AKP’nin elini yakmaya başladı… Parti içinde sözleşmenin sıkıntıları ile sorunlar ortaya çıkmaya başladı. Bu aşamada her gün öldürülen kadın ve taciz olaylarını önlenemediği içinde parti içinde sorunlar büyüyordu! Tarikatlar ve Cemaatlerinde bu durumdan memnun olmadıkları AKP’ye iletiliyordu… Böylece toplum ile tarikatlar ile cemaatler arasında sıkışan bir AKP bu sözleşmeden kurtulmak istiyor. Ancak! İlerleyen günlerde İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmanın olmayacağına göre de, göz boyama sanatını yapabilen figüran siyasetçiler ortaya çıkıyordu… Hem gündemi tutma, hem de Tarikatlar ve Cemaatlerde AKP’ye olan güvenlerin değişmemesini sağlayacak olan sözlerle yatıştırma istekleridir. Kadınların toplumsal hareketlerinin artırmasını ve güçlü bir toplum oluşturmasını ne AKP, ne de tarikatlar ve cemaatler istiyordu! Kadının ne kadar gücü yok edilirse(!) kendilerine biat etmeleri halinde;  o kadar kolay yönetilir… Çünkü aydın kadınların güçlerine karşı durmaları çok zor olduğudur…

Aklı şeytani çalışan bu kişiler kurdukları dinci motiflerin devamı önemli. Onlar için cahil ve örümcek kafalı kadınları din ile avutarak yönetme istekleri var! Kadınların birlik altında toplanarak, bir güç oluşturmamaları halinde dinci unsurlara yem olmakta ve köle olmaya davetiye çıkartmaktan başka hiçbir işe yaramaz!

GELECEK PARTİSİ GENEL BAŞKANI AHMET DAVUTOĞLU

Ahmet Davutoğlu olayı en yakından bilen biri olarak tartışmaya dahil oldu… Davutoğlu, bu konuda yaptığı açıklamada şunları söylüyor: “İstanbul Sözleşmesi’nde LBGT dahil hiç yerde Türkiye’yi temel ahlaki mesellerde zor duruma sokacak bir madde söz konusu değildir… Devamında Davutoğlu, bu sözleşme bir genel ilkeler rehberidir, onu uygulayacak olanlar sizlersiniz. Davutoğlu’nun bu saptaması çok doğru olmakla birlikte, pek fazla  başvurulan kurnaz bir yönetimi akla getirmiyor da değil…Ülkemizde iktidarlar Türkiye adına birçok uluslararası anlaşmaya imza atmakta ve anlaşmayı uygulama hükümlüklerini yerine getirmekte yan çizmekteler. AKP iktidarı AİH Sözleşmesi’ni imzalamasına, anayasada bu konuda kayıt bulunmasına karşın AİHM kararlarını hiçe sayması, bu konuda çarpıcı bir örnektir. Kadına ve aile içi şiddete karşı 2011’de imzalanmış ve 2014’te yürürlüğe girmiş olan İstanbul Sözleşmesi konusunda yan çizebilirdi… İstanbul Sözleşmesini imzalayan ilk ülke olması ile övünen AKP iktidarı bunca zaman sonra neden kıyamet kopardı? Bu sözleşme bir ilkeler bütünü ve ülkemiz açısından bunun içini dolduracak olan Türkiye’nin kendisi olacağına göre, LBGT konusunda Türkiye’yi yükümlülük altına sokan bir madde olmayınca… Ama! AKP’nin İstanbul Sözleşmesi her yönüyle genelde siyasal İslam’ın kadına karşı ve aile içi şiddet konusundaki yaklaşımlarına temel görüşlerine karşıdır…

SİYASİ İSLAM VE KADIN

Bütün mesele burada yatıyor… Siyasi İslam kadını erkeğin kölesi, ikinci sınıf bir yaratık olarak görür… İstanbul Sözleşmesi kadın-erkek eşitliğidir. Bu sözleşmeye imza atan ülkelerde yaşama geçebilmesi için mücadele beklenir… Bu sözleşmede ortaya konulan maddelerin işlemesini sıralar. Bu sözleşme kadın erkeğin aile içindeki hareketleri ve tavırlarının yanında eşit olduğunu kabul eder. İstanbul Sözleşmesi ile ilgili tartışmalar şimdilik uzar…

HAFTANIN SÖZÜ: Siyasi İslam ile kadın arasındaki tersliğin varlığıdır Bu konuda kadınların,  daha güçlü olabilmeleri için güçlerini birleştirmelerinin önemini hatırlatmak isterim Kadın derneklerinin tek vücut olmaları sayesinde siyaset arenasında güçlü olmalarını kim engelleyebilir? (Mehmet AKTOPRAK)

Google News Mudanya Haberleri
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Mehmet AKTOPRAK
Gurbetteki Mudanyalı | Akdeniz Temsilcisi
YORUM YAZ