Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 1,112
DOLAR 7.56
EURO 8.96
ALTIN 473.93

Sizden öncede aynı kafalar vardı!110 defa okundu

kategorisinde, 10 Eyl 2020 - 15:01 tarihinde yayınlandı
Sizden öncede aynı kafalar vardı!

Trakya, Çanakkale Boğazı, İstanbul işgal altındaydı. Ege Bölgesi’nde Yunan askerleri acımasızlığının sergilendiği katliamlar yapıldı. İnsan haklarını ayaklar altına alan işgal kuvvetleri girdikleri her yerde katliam yaptıkları unutulur mu? Antep, Maraş, Urfa, Adana işgal kuvvetlerin işgali altındaydı. Kars, Iğdır, Ardahan, Mersin, Hatay işgal edildi.

İşgalden nasibini alan Bursa, İzmir, Zonguldak, Eskişehir ve Burdur işgal edildi. Türk Ulusunun verimli her karış toprağı işgal edildi. İşgal edilen topraklarımızın üzerinde Pontus Rum, Kürdistan ve Ermeni devleti kurulması düşünülüyordu! İngilizlerin organize ettiği padişahın tetikçi kuvvetleri olan Çapanoğlu, Koçgiri ve Anzavur silahlı birlikleri sayesinde halka gözdağı veriliyordu. Bu zalim saldırı karşısında kalan kadınlarımız ve kız çocuklarının yaşadıkları bu incinme sonucunda intihar ettiler.

Bu yaşananları unutmak mümkün mü? Bursa’da Yunan askerlerinin yaşattıkları vahşeti Osmangazi ilçesinde çocuklar ve kadınlardan oluşan 97 kişiyi camiye doldurulup, ateşle yakıldı. Caminin içinde bulunan 97 kişi yanarak öldürüldü. İzmir Bergama’da 200 üstünde insanı açılan çukurlara doldurup,  üstlerine toprakla kapatıldı. Aydın Söke’de 57 kişiyi kuyulara atarak öldürüldü. Evlerdeki Kuran’ı Kerimler parçalanıyor, yakılıyor, helâ çukurlarına atılıyordu.

YUNAN GAZETECİ ANLATIYOR…

Yunan Gazeteci gezdiği yerlerde gördüğü insanlık dışı olayları kitap haline getirdi. Tarafsız bir gözle anlatan bu Yunanlı gazetecinin adı Tasos Kostopulos. Yunan askerlerinin yaptıklarını şöyle anlatıyor:

“Uşak yakınlarındaki köyde Türk kadınları, çocuklar ve yaşlılar camiye kapatıldı. Bizim askerler etraftan topladıkları kuru otları yakıp, caminin penceresinden içeriye attılar. İnsanlar dumandan dışarıya koşuştular. O zamanda bizimkiler reziller kadın ve çocuklara atış talim tahtasına ateş eder gibi ateş ettiler” diyor. Kostopulos; “Eve girdim. Ölü bir Türk’ün ihtiyarının cesedi üzerinden geçtim. İçeriden sesler geliyordu. 10 kadar askerimiz bir Türk kızının eteklerini kaldırmışlar, zorla dans ettiriyorlardı. Beni görünce gel sende, mezeden tat dediler. Ayıp dedim. Türk kızı yanıma koştu, ayaklarıma kapandı ve yardım istedi. Askerlere yalvardım. Kadındır, yapmayın dedim. Biri süngüsünü çıkarıp bana doğru yürüdü. Kaçmak zorunda kaldım. Kızın çığlıklarını unutamadım” diyerek, yapılan zalimliği tasvip etmediğini anlatıyor.

Ve şöyle devam ediyor. “Ayrıldığımız her yeri yakıyoruz. Görülen dehşet verici bir manzara. Verilen emir açıktı. Neyi taşıyamıyorsanız yakın. Onca köyde yaşlılar hastalar, sakatlar, çocuklar ne yaptı meçhul?”

Ne yazık ki, köylerde erkeklerin olmamasının yarattığı olumsuzluğu Yunan askeri değerlendirdi. Karşı koyacak bir gücün olmamasının oluşturduğu dengesizliğin sayesinde yaşanan olaylara bakalım.

“Köye girdik. Kızlara ailelerin gözleri önünde tecavüz edildi. Askerlerimiz o gece yağmaladıkları ipek yorganlarda yattılar. Türkler, korkularından ailelerini mezarlıkta sakladılar. İki askerin tecavüz etmeye çalıştığı kızı kurtardım. Annesi koşarak ellerimi öpmeye başladı. Az ileride diğer iki kızın cansız bedenleri yatıyordu. Bir annenin kızının kurtulduktan sonra kurtarıcısının ellerini öpmesi ve aynı yerde yatan iki cansız bedenler

Birdenbire kendimi yaşlı adamın karşısında buldum. Yapabileceğim iyilik bir an önce onu öldürmekti. Bazıları çok acı çekiyordu. Boğazlanan danalar gibi debelenirken köy ateşe verildi. Silahsız insanı silah zoru ile yere yatırım boğazlamak ancak, Yunan askerlerinin yapabileceği alçakça bir işti” diyen Yunan gazeteci Tasos Kostopulos’un yaşadığı olayları aktarmaya çalıştım. Bu olayların kitaplaşması Yunanistan’da çok tepki oluşturdu.

Fransız kadın gazeteci Berthe Gaulis,  gördüklerini şöyle anlatıyor:

Yunan askerlerinin geri çekilişinde Söğütteyim. Bursaya çok yakın. Harabeye dönmüş bir Söğüt gördüm. Savaşı kaybeden geriye çekilmeye başladıklarında böyle işleri yapan özel olarak yetiştirilmiş, artçı taburları tarafından yakılıp, tahrip edilmiş. Önemli miktarda dinamit, yangın bombası ve patlatıcı kartuşlar kullanmışlar”.

Yunan askerlerinin çekilişte yaşanan olayları özel birliklerin yaptığını söylüyor. Savaş esiri olan Yunan subayları, bu tahribatının İngiliz subaylarının nezaretinde yapıldığını söylediler. Kasabanın halkı da bu çekilişte İngiliz subaylarının nezaret ettiğini söylediler. Görülen o ki; Yunan askerlerinin mezalimine engel olmak isteği olabilir. Yıkıntıların altında insanların cesetleri kalmış. Bu cesetlerin tahammül edilemez olan kokular havaya karışmış. Savaş alanı bunun yanında hiç kalır. İlginç olanı sağlık acısından işgalcilerin tedbir almadığının işaretidir. Akşamın alacakaranlığı çöktü.  Yanmış evlerin üzerinde tüneyen baykuşların sesleri duyuluyor. Ağaçlar kömür haline gelmiş. Bu yakıntıların ortaya çıkarttığı zararlar; maddi zarar çok büyük. Yunanlılar her şeyi götürdüler. Yağmalanan evler, dükkânlar ve halka yapılan hakaretler….”

Devam edelim: “Ertuğrul Gazinin türbesindeyim. Müslümanların en kutsal ziyaret edilen yerlerden biri. İçerisi kirletilmiş, tahrip edilmiş. Türbenin kapısı ile granit lahitin kapağı açılmış. Bilecikte büyük facialar olmuş. Burada yaşayan halktan sağ kalanlar büyük bunalım içinde. Tecavüze uğramamış genç kız ve kadın kalmamış. Birecik, her yer kül, is ve kurum içinde.

Fransız Gazeteci Gaulis’in anlatımlarıyla yaşanan olayların gerçek olduğunu söylemek durumundayız. Atatürk’e lanet okuyan Mustafa Sabri, sarayın Şeyhülislamıydı. İkinci Saray Şeyhülislamını Dürrizade Abdullah’ta, Atatürk düşmanı olarak yaşadı. Bu düşmanca tavrını ortaya koymasının sonucunda sefalet içinde yurt dışında öldüler.

Gelelim Ali Erbaş’a.  Atatürk’ün kurduğu bu kuruma yakışmıyorsun!

Sen, bir dönem sonra bunun hesabını vereceksin!

HAFTANIN SÖZÜ: Laik Cumhuriyetimizin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk ile uğraşan zavallıların ölümü sefalet içinde yurtdışında öldüler. (Mehmet AKTOPRAK)

Google News Mudanya Haberleri
Etiketler:
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Mehmet AKTOPRAK
Gurbetteki Mudanyalı | Akdeniz Temsilcisi
YORUM YAZ