Sevgili okurlar, 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak yerel seçimler sonrası göreve gelecek olan belediye başkanı, meclis üyeleri, mahalle muhtarları ve siz sevgili okurlarımı Kent Konseyi hakkında bilgilendirmenin yararlı olacağını düşündüm.
Kent Konseylerinden önce, belediyelerimizde “Yerel Gündem 21” adıyla yarı sivil bir oluşum vardı. Yarı sivil oluşum diyorum çünkü, sivil toplum temsilcilerinden oluşan Yerel Gündem 21’in yönetimi (Müdür, Genel Sekreter) belediye başkanı tarafından atanıyordu. Dolayısıyla, çalışmalarını ilgili belediyenin planladığı doğrultusunda yapıyordu. Yani yönetişim yerine yönetim yetkiliydi. Bağımsız değildiler.
1997 yılından 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun çıktığı 2005 yılına kadar görev yapan Yerel Gündem 21’ler, 2006 yılından itibaren yerlerini Kent Konseylerine (yeterli sivil toplum inisiyatifine yer vermediklerinden) bırakmışlardır. 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 76. maddesine göre oluşturulan Kent Konseylerini kısa bir kaç başlık altında tanımlamaya çalışalım.
KENT KONSEYİNİN OLUŞUMU
Yürürlükte olan Haziran 2009 tarihli konsey yönetmeliğine göre;
* İllerde valilerin, ilçelerde kaymakamların veya temsilcileri.
* Valiliğin ilde, kaymakamlığın ilçelerde atayacağı, 10 kamu kurumu temsilcileri.
* İl ve ilçelerde teşkilatlanmış siyasi partilerin temsilcileri.
* Sendikaların, baroların ve noterlerin temsilcileri.
* Üniversitelerin temsilcileri.
* Mahalle muhtarları (en az 20 muhtar olacak şekilde) arasında (belediye başkanının başkanlığında) yapılacak seçimle muhtarların yüzde 30 oranında seçilecek temsilciler.
* Kent Konseyi’nde oluşturulan meclis ve çalışma gruplarının temsilcileri
* Kamu kurum niteliğinde görev yapan derneklerin temsilcileri.
* İlgili vakıf ve derneklerin temsilcileri
* Meslek odalarının temsilcileri
Tüm bu temsilciler Kent Konseyi Genel Kurulu‘nu oluşturur.
Genel kurul ilk toplantısında bir konsey başkanı ve yürütme kurulu (yönetmeliğe göre) seçer. Yürütme kurulu da belediye başkanının önereceği 3 kişi arasında genel sekreteri seçer.
Böylece yürütme kurulu tamamlanmış olur. (Başkan, seçilmiş üyeler ve Genel Sekreter)
KENT KONSEYLERİNİN GÖREVLERİ
* Demokratik katılımın yaygınlaşmasını,
* Ortak yaşamın ve hemşerilik hukukunun geliştirilmesi.
* Çok aktörlü ve çok ortaklı yönetişim anlayışının benimsenmesi.
* Sürdürülebilir gelişmenin sağlanması ve ilgili sorunların çözüm planlarının hazırlanması.
* Kentin kimliğine ilişkin tarihi, kültürel, doğal vb. değerlere sahip çıkmak, geliştirmek.
* Kent kaynaklarının etkili, verimli ve adil kullanımına katkıda bulunmak.
* Kentin yaşam kalitesini geliştiren çevreye duyarlı ve yoksulluğu giderici programları desteklemek.
* Çocukların, gençlerin, kadınların ve engellilerin toplumsal yaşamdaki etkinliklerini arttırmak ve yerelde karar alımlarında aktif rol almalarını sağlamak.
* Kent yönetiminde saydamlık, katılım, hesap verebilirlik, öngörülebilirlik ilkelerinin uygulanmasına katkıda bulunmak.
Kent konseylerinin oluşumunu ve görevlerini değerlendirdiğimizde şöyle bir sonuca varabiliriz. Kent Konseylerinin oluşumu ve görevleri gereği o kentin ortak aklının buluştuğu bir kuruluş olarak tanımlayabiliriz.
* Oluşmasına kent dinamiklerinin paydaşları ile ortak aklın oluştuğu bir demokratik yapının varlığını görürüz.
* Çalışma alanını kapsayan konuların ortak akılla harmanlanıp karara bağlanması, ilgili kentin her yönüyle gelişmesini sağlayacağını söyleyebiliriz.
* Kent konseyleri çalışmalarında ve kararlarında bağımsızdırlar.
* Kent Konseyi kararları tavsiye (öneri) niteliğindedir. Kararlar bilgi ve gereği için ilgili belediye başkanlığına gönderilir.
* Yönetmelik gereği, kent konseyleri, konsey giderleri (kırtasiye, demirbaş, ısınma, aydınlatma, kira vb.) ve personel bakımından ilgili belediyeden destek alırlar.
Kent Konseylerinin bağımsızlığını görmezden gelip 20 yıl önce uygulanan Yerel Gündem 21 yöntemiyle konseylerin çalışmaları engellenmelidir.
Kent Konseyleri, belediyelerin bir organı olmayıp, belediyelere alacağı kararlarla ve üreteceği projelerle destek veren bağımsız kuruluşlar olarak değerlendirilmelidir.
*
Sevgili okurlar,
Anayasa Mahkemesi’nin Av. Milletvekili Can Atalay hakkında verdiği hak ihlali kararını, yerel mahkeme ikinci defa da uygulamayarak Yargıtay’a göndermesine, Hukuk Fakültelerimizin sessiz kalışlarını merak ediyordum. Ta ki, Sözcü Gazeteci yazarlarından Sn. Sultan Uçar’ın 5 Ocak 2024 tarihli köşe yazısını okuyunca anladım. Paylaşıyorum...
Ülkemizde 515’i profesör olmak üzere 3 bin 707 hukukçu akademisyen görev yapıyormuş.
38 Hukuk Fakültemiz varmış. Bu kadar hukukçu akademisyenimizin bulunduğu bu 38 Hukuk Fakültesi’nin 16’sında ziraatçı, iktisatçı, işletmeci, tıpçı, ilahiyatçı, kütüphaneci, maliyeci, hatta dünya şampiyonu olmuş hafız imamların yönetici olarak bulunduğunu öğrendim.
Yani hukuk fakültelerinin yarıya yakının dekanları hukukçu değilmiş!
Yorumu sizlere bırakıyorum.

