Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 1,408
DOLAR 8.29
EURO 10.00
ALTIN 474.05
mecidiyeköy escort

Adaptasyona gösterdiğimiz tepkiye, eleştiri…779 defa okundu

kategorisinde,01 Şub 2021 - 04:05 tarihinde yayınlandı
Adaptasyona gösterdiğimiz tepkiye, eleştiri…

Her canlı bulunduğu doğal ortama uyum sağlayarak hayatta kalır. Bitkilerde ve hayvanlarda uyum, fiziksel ve biyolojik yapılarının doğal çevre şartlarına uygun olarak evirilmesi sonucu gerçekleşir. Doğal çevre şartlarındaki değişiklik,normal şartlarda,çok uzun süre alır, böylelikle bitkiler ve hayvanlar bu tedrici değişime biyolojik ve fiziksel tepki göstererek yeni koşullara uyum sağlayacak yeteneğe kavuşmuş olurlar. Ama doğal çevre çok hızlı bir değişime uğrarsa hayvanlar ve bitkiler doğal çevrenin bu değişim hızına fiziksel ve biyolojik uyum gösterecek zamanı bulamadıklarından hayatta kalmaları zorlaşacaktır. Örneğin; küresel ısınmanın son yüz yılda artması sonucu kutuplardaki birçok hayvanın yaşamı tehlike altına girmiştir. Ayrıca, bitkiler ve hayvanların yaşam alanları sınırlı bir doğal çevreyle kuşatılmıştır. Mesela bir muz ağacı tropikal sahalarda yetişir. Bir Ren Geyiği arktik bölgelere yakın sahalarda yaşam sürer.

Varlık piramidinin en üstünde yer alan İnsan da doğal çevre şartlarından doğrudan etkilenir. Ama insanın doğal çevreye uyma kabiliyeti diğer canlılara göre daha üstündür. Bu üstünlüğü yaratan unsur ise diğer canlılarda olmayan sadece insana has olan akıl yetisidir. İnsan fiziksel olarak diğer canlılardan daha zayıftır. İnsan, pençe, diş, boynuz gibi organlarla donatılmamıştır. Ama akıl hızla insanın yardımına koşarak, insandaki organik eksiklikleri fazlasıyla gidermiştir. İnsan, aklı sayesinde oluşturduğu teknik yapıyla doğal ortama uyum sağlamıştır. Aynı zamanda İnsan, aklı sayesinde yaşam alanının sınırlarını çok genişletmiştir.Kutuplardan-Ekvatora, And dağlarından-Avusturalya çöllerine kadar, dünyanın tüm coğrafyalarında yaşayabilme kabiliyeti elde etmiştir.

İnsan, yaşadığı doğal çevrenin dışında bir de kendisinin oluşturduğu yapay çevreyi yaratmıştır.  Nasıl ki doğal çevreye uyma insan için yaşamsal bir gereklilik ise, İnsanların kurduğu sosyal çevreye de adapte olması bir zorunluluktur. İnsanlar, çevresinde bulunan kişilerin, olayların, içinde bulunduğu sosyo-ekonomik, kültürel ve doğal çevre gibi etkenlerin etkisinde kalarak bu çevrelere uygun yaşam şekilleri geliştirirler.

Bu girizgahtan sonra gelelim asıl konumuza. Şehirler insanların oluşturduğu en büyük yaşam alanlarıdır. Şehirlerdeki yaşam alanlarının fotoğrafını çektiğimizde, bu yaşam alanlarını oluştururken öncelik verdiğimiz olguyu net görürüz. Fotoğraf bize şunu gösterir. Yaşam alanlarımızı tasarlarkenöncelik verdiğimiz yaş evresi,orta yaş grubu yani çalışan nüfusun ihtiyaçlarıdır. Çalışan nüfusun yaşamı, evi ve işi arasında geçer. Dışarıyla (bahçeyle, parkla, sokakla…) çok fazla işi olamaz. Çünkü dışarıda zaman geçirecek vakti azdır. Tatil zamanlarında,imkanı varsa, yılın yoğunluğunu ve stresini atmak için otele giderek,  insani ihtiyacını karşılar. Peki, oluşturduğumuz yaşam alanlarımızın tasarımında çocuklarımızın gereksinimleri düşünülmüş mü? Bütünlük anlayışından kopuk, sadece belli bir yaş evresinin ihtiyaçları düşünülerek tasarlanmış bir yaşam alanında doğaldır ki çocuklarımızın ve yaşlılarımızınihtiyaçları yeterince karşılanmayacaktır.

Çocuk; İnsanın, bebeklikten ergenliğe kadar olan yaş evresidir. İnsanın, her yaş evresinin kendine has ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçlar sağlıklı bir şekilde karşılandığı takdirde,insan, gelişim basamaklarında sağlam ilerler. Çocuğun en önemli ihtiyaçlarının başında oyun gelir. Oyun, çocuğun en önemli işidir. Çocukların gelişimsel yönden sağlıklı büyümeleri için, uyku, beslenme gibi gereksinimleri kadar oyun gereksiniminin de karşılanması gerekir. Bu temel gereksinimin karşılanmaması veya sınırlandırılması toplumun çekirdeğini oluşturan çocukların sağlıksız bir şekilde gelişmelerine neden olur. Oyun,çocuğu ileriki yaşamına hazırlayan provaların bütünüdür. Oyun; çocuğun yaratıcılığının gelişmesinde, sevinç ve hüzün hissi (empati) farkındalığının gelişmesinde, arkadaş grupları içerisinde toplumsallaşmayı öğrenmesinde, akranlarıyla oyunda kurduğu ilişkide ahlaki ve sosyal kurallara uymayı öğrenmesinde, fiziksel açıdan kas ve kemik yapılarının gelişmesinde ve kendini ifade etme yeteneğinin gelişmesinde önemli rol oynar.

Günümüzde şehirler tasarlanırken maalesef çocukların gereksinimleri ihmal edilmektedir.Şehirlerde yaşayan çocukların çevreyle bağı kopmuştur. Yoğun yapılaşmadan dolayı sokaklar, çocukların çevreyle bağ kurmalarına olanak sağlayacak tasarımdan yoksundurlar. Sokakların tek işlevi arabaların park alanı olmalarıdır. Çocuklar kapı önlerine bile çıkamamakta, zamanlarının çoğunu evin içinde geçirmektedirler. Şehirde yaşayan çoğu çocuk için vakit geçirmek, evde tabletiyle, akıllı telefonuyla oynamaktan ibarettir. Çocuklar, sokakta arkadaşlarıyla oyun oynayacaklarına,evde oturdukları sandalyeden kalkmadan kendine sağlanan araçlarla (telefon, tablet, bilgisayar…) saatlerce oyun oynamaktadırlar. Çocuklara,sokakta arkadaşlarıyla birlikte oyun oynama imkanı sunamadığımızdan, bu eksikliği evde sağlanan oyun araçlarıyla gidermeye çalışıyoruz. Ya da; şehrin belli bölgelerine sıkıştırılan oyun parklarına zaman bulursak çocuklarımızı götürüyoruz. Bu parklarda, çocuklar genellikle sallanarak, kayarak zaman geçirirler. Bu parklar çocukların yaratıcılığına pek katkı sunmaz. Bu mekanlar oyun değil küçük fiziksel aktivite alanlarıdır. Bu tip oyun alanlarında çocuklar toplu oyun oynama imkanı bulamazlar. Daha çok ebeveyn gözetiminde bireysel aktivitede bulunurlar. Oyun gettoları oluşturarak bu sorunu çözemeyiz. Çocukların sokağa güvenle çıkabileceği, okuluna güvenle gidebileceği,oyun oynayabileceği alanlar tasarlamalıyız.

Duyuların, duyguların, zekanın ve kültürün gelişimi çevreyle etkileşimle yakından ilgilidir. Çocuğun çevreyle etkileşime geçebilmesi için, şehirlerimizin planlama sistemini yaparken öncelik verdiğimiz paradigmayı değiştirmeliyiz. Ekonomik karlılık üzerinden şekillendirdiğimiz şehirlerimizde, çocuklarımızın yaşam kalitesini iyileştiremeyiz. Çocukların yaşam kalitesini iyileştirmek toplumun geleceği açısından önem taşır. Çocuklar toplumun bir öğesi ama aynı zamanda en önemlisi de toplumun kaynağıdırlar. Yetişkin bireyler değişime, dönüşüme, yönlendirmeye çok açık değillerdir. Ama çocuklar değişime, dönüşüme, yönlendirmeye açıktırlar. ‘’Ağaç yaşken eğilir’’ sözü bu durumu çok güzel ifade eder.  Bu nedenle toplumun gelecekteki gelişme düzeyi hedefine ulaşmak ancak çocuklara istenen yönde etkide bulunmayla gerçekleşir.

Çocukların fiziksel aktivite eksikliğinden dolayı kas ve kemik gelişiminin zayıf olması, akranlarıyla sokakta oyun oynama imkanları sınırlı olduğundan dolayı yeterince sosyalleşememeleri, paylaşım-yardımlaşma gibi toplumsal duyarlılıklarının yeterince gelişmemesi gibi fiziksel ve ruhsal durumları, çocuklarımızı düşünmeden oluşturduğumuz yaşam biçimine adapte olmalarının sonucudur.

İnsanlar içinde bulundukları sosyo-ekonomik ve doğal çevrenin etkisi altında kalırlar ve yaşadıkları çevreye uygun davranırlar. Bu bağlamda eğer çocuklarımızın durumundan rahatsız isek doğal olarak rahatsız olmalıyız,  yaşam alanlarımızı çocuklarımızın ihtiyaçlarını düşünerek tasarlamalıyız. Çocuklar değişime, gelişmeye, yönlendirmeye açıktırlar. Yaşam alanlarımızda yapacağımız olumlu değişimlere aynı olumlu tepkileri göstereceklerdir. Çocuk Dostu Şehirler, mutlu çocuklar yaratır. Çocuk mutlu olunca Dünya gülümsermiş…

Yararlanılan Kaynak: UNESCO ÇOCUK DOSTU ŞEHİRLER MAKALESİ (2006)

BENCE…

Google News Mudanya Haberleri Telegram MUDANYA Kanalı
Etiketler:
Haber Editörü : Tüm Yazıları
YORUM YAZ