Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 1,102
DOLAR 7.68
EURO 8.98
ALTIN 463.24

Temeldeki yanlış tuğla48 defa okundu

, kategorisinde, 31 Tem 2020 - 21:19 tarihinde yayınlandı
Temeldeki yanlış tuğla

Kainattaki her şeyin ya da olgunun nedeni vardır. Bilim bu nedenleri öğrenerek şeyler (olgular) hakkında bilgi edinir. Cansız alemde neden-sonuç ilişkisi basittir. Basitlikle kastedilen, neden sonuç ilişkisinin karmaşık olmaması, tek bir nedenin bir sonuç doğurmasıdır. Örneğin katı bir cismin eriyerek sıvı hale dönüşmesini tek bir nedene bağlayarak açıklayabiliriz. Ya da şişirilen bir balonun aniden patlamasını yine bir neden ile açıklayabiliriz. Varlık aleminde yukarıya doğru çıktıkça neden sonuç ilişkisi de giriftleşmeye başlar. Sonuçtan nedenlere ulaşmak da zorlaşır.Varlık aleminin en üstünde insan yer alır.  İnsanın faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan olguları gözlemleyerek, bu olguları bir nedene indirgemek İnsanı varlık alemininaltlarına çekmek demektir. İnsan söz konusu ise; insan ve insanın faaliyetleri sonucunda oluşan olgular, birçok nedenin etki etmesi sonucunda meydana çıkar.  Örneğin Batı dünyasının maddi refah içerisinde olması sadece onların iş disiplinine sahip olmaları ile açıklanamaz. Bilime önem vermeleri, sömürgeci geçmişleri, sosyal adaleteönem vermeleri, eğitim gibi birçok neden Batı dünyasının refahına etki etmiştir.

İnsan ve insanın faaliyetleri sonucunda oluşan şeylerin birçok nedeni olması,  sonucun oluşmasında nedenlerin hepsinin aynı etkiyi gösteriyor olmalarını açıklayamaz. Bazı nedenler sonucun oluşmasında daha güçlü etkiye sahiptir. Hatta diğer nedenlerin oluşmasında bu neden temel rol üstlenir. Bana göre temelde eğitim yer alır. Diğer nedenler eğitimin nasıllığına göre pozisyon alırlar. Dünyadaki bütün ulusların halkları hem resmi hem sivil (aile, gelenek-görenek, medya, din gibi) eğitimden geçerek hayata başlar. Bir Alman da eğitimden geçer bir Filistinli de ama aldıkları eğitimin niteliği birbirinden farklıdır. Çünkü insan tahayyülleri ve toplum tahayyülleri bunlara idealde diyebiliriz birbirinden çok farlıdır. Eğitim, insanı ve toplumu inşa süreci ise bizler, insanı ve genelde ise toplumu nasıl bir yapıda görmek istiyoruz. Bu soruya verilecek cevap bizim eğitimden beklentimizin açıklamasıdır. Ama bu soru çok zor bir sorudur. Verilecek cevabın külfeti çok ağırdır. Verilecek yanlış ya da eksik bir cevap onarılması mümkün olmayan sorunların doğmasına sebep olur. Yanlış bir köprüyü düzeltmek kolaydır. Arızalı bir aracı tamir etmek de kolaydır. Ama yanlış bir eğitim sonucunda ortaya çıkan, insan ve toplum yapısını onarmak imkansızdır. Yanlış bir eğitimle nesiller heba olur. O yüzden eğitimde hatalar hoşgörüyle karşılanmamalıdır. Nasıl bir İnsan ve nasıl bir toplum istiyoruz sorusuna vereceğimiz cevaba göre eğitim tesis edileceğinden, cevabı vermek için; Çağın özellikleri, insanın özellikleri, toplumun özellikleriçok iyi bilinmelidir. Bu üçlü gerçek iyi tahlil edildikten sonra, eğitim idealimiz bu gerçeklikler üzerinden yükselmelidir.

1-)  Dünyanın küçüldüğü bir çağda yaşamaktayız. Dünya eskisi gibi büyük, ulaşılmaz yerleri olan bir yer değildir. Fiziksel ulaşılabilirlik insan açısından çok kolaylaştı. Dünyanın her yerinden, her kültüründen, her yaşantısından haberdarız. Dünyayı görerek yaşıyoruz (sadece kendi ilimiz ya da ülkemiz değil dünyanın tamamından haberdarız). Dünyayı görmek, İnsan için etkileşimin ölçeğini dünya boyutuna çıkarmaktır. Etkileşimin küreselleşmesi dünya vatandaşlığının yolunu da açmaktadır. Daha önceden küçük köy yerleşmelerinde insanlar genellikle aynı köydeki kişiler ile etkileşim içerisindelerdi, dışarıyı görecek imkan ve koşullar çok sınırlıydı, bu sınırlı ilişki ağına bağlı olarak köydeki her birey aşağı yukarı aynı özelliklere, aynı kabullere sahipti. Günümüzde yerellik etkisini kaybederek yerini küresel boyutta etkileşime devretmektedir. Anadolu’nun en ücra köşesindeki bir çoban da rap şarkısı dinleye bilmekte ve bundan etkilenmekte, Fransa’daki bir üniversite öğrencisi de aynı şarkıyı dinleyerek etkilenebilmektedir. Günümüzde, etkileşimin küreselliği ve kontrolsüzlüğüne karşı nasıl bir eğitim anlayışımız olacak.

2-) İnsan eşrefi mahlûkata aday tek canlıdır. Yaratılmışların en şereflisi ünvanına sahip olabilecek donanım ile yüklenmiştir. Eğer donanımını yaratılışına uygun kullanırsa tekamül basamaklarını bir bir çıkarak kamil olma becerisi kazanacaktır. Eğitim insanın tabiatıyla uyum içerisinde olmalı ki onun üzerinde müspet sonuçlar doğursun. İnsan diğer canlılar gibi beslenmeye, barınmaya. dinlenmeye ihtiyacı olan bir varlıktır. Aynı zamanda kendini ispat etme, sevilme, saygı görme, güvenme, inanma, bağlanma, ümit etme gibi insani ihtiyaçlara sahiptir. Bir de çok az insanın hissettiği ulvi ihtiyaçlar vardır. Bu ihtiyacı çok az kişi hisseder, bu ihtiyacı hissetmek için, insanın ben zindanından kurtulması gerekir. Günümüzde insani ihtiyaçlar sadece maddi ihtiyaçlara indirgendiğinden diğer ihtiyaçlar yeterince giderilmemektedir. Eğitim insanın ihtiyaçlarının farkına vararak bu ihtiyaçlar temelinde insanı muhatap almalıdır.

3-) Toplumların da insanlar gibi ihtiyaçları vardır. Toplumun ihtiyaçları sağlıklı bir şekilde karşılandığı takdirde toplumda müreffeh ve huzurda görünür olur. Eğitimin asli gayelerinden biride toplumun ihtiyaçlarına cevap verecek nesiller yetiştirmektir. Her birey toplumdaki konumunun farkına varmalı ve topluma karşı sorumluluğunun bilincinde olmalıdır. Bunun için kişide sahip olma duygusunun oluşması gerekir. Hepimiz bu toplumun bir üyesiyiz aynı zamanda bu toplumun sahibiyiz de, sahiplik büyük bir sorumluluk taşır. Hepimiz yaptığımız işi en iyi şekilde yerine getirme hissiyatıyla hareket edersek üzerimizdeki emanete (topluma)  sahip çıkmış oluruz.Herkesin elinden geldiğince ülkesine yararlı işler yapması gerektiğini düşünüyorum.  Eğitim kişide toplumsal duyarlılık oluşturmalıdır.

 Eğitim o kadar önemli bir konu ki doğru uygulandığı zaman topluma, ülkeye, insana büyük yararlar sağlar. “Bir binanın temelinde yapılan hataların sonrasında, örneğin ikinci üçüncü katları yaparken düzeltilememesi gibi, eğitimde yapılan hatalar da yaşamın bütün evre ve basamaklarında bir daha düzeltilemeyecek bozulmalara yol açar.” (JOHN LOCKE)

Eğitim konusunda yazılacak söylenecek o kadar çok şey var ki ama maalesef yeteneklerim isteklerime karşılık vermiyor.

BENCE…

Google News Mudanya Haberleri
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Suat ORUNÇ
YORUM YAZ