Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 1,408
DOLAR 8.29
EURO 10.00
ALTIN 474.05

Ankara Kalesi78 defa okundu

kategorisinde, 15 Nis 2021 - 04:53 tarihinde yayınlandı
Ankara Kalesi

Ankara’yı hiç görmemiş biri için Ankara salt, bozkırın ortasında yeşilden yoksun, kasabadan bozma bir Başkent olup, bir de ne hikmetse İstanbul ile kıyaslanma haksızlığında da bir türlü arınamamıştır. Oysa Ankara, yeni ve modern bir şehir görünümüne dönüşürken, sevginin, saygının ve bağlılığında Başkenti olmuştur.

1937 yılında General Metaksas, ülkemizi ziyaretinde Türkiye’yi Yunan heyeti ile yapılan görüşmelerin sonunda bir Yunan diplomatının Ankara adının nereden geldiği yolundaki bir soruya Atatürk, “Orta Asya’da Türklerin geldiği yerleşim birimlerinden birinin ve nehrin adıdır. Ben Ankara’yı coğrafya kitaplarından ziyade tarihten öğrendim” der ve ilave eder. “Selçuklu idaresinin bölünmesi üzerine Anadolu’da teşekkül eden küçük hükümetlerin isimlerini okurken bir Ankara Cumhuriyetini görmüş, tarih sayfalarının bana bir Cumhuriyet merkezi olarak tanıttığı Ankara’ya ilk defa geldiğim o gün gördüm. Ki aradan geçen asırlara rağmen Ankara’da halen o Cumhuriyet kabiliyeti devam ediyor” dedi.

Atatürk’ün işaret ettiği Selçuklu sonrası Ankarası’ndaki Cumhuriyet, yaşamı Ankara’da hükümdar olan Ahi yönetimindir. Bu sistem aileden gelen hükümdarlıklarda olmayıp seçimle oluşan bir yönetim şeklidir. 14 asrın sonunda Ankara’da yaşayan büyük mutasavvıf Hacı Bayram ve ortaçağın düşünce dünyasını aşan hümanist bir anlayışla üretmeyi, çalışmayı ve emeği öne çıkan bir düşünce sistemi kurmuş, mesleği olmayan ve çalışmayanları da kendi inanç yolunu ve grubunu da kabul etmemiştir.

19. yüzyılın Ankarası’nda üretimin ve işyerlerinin çokluğu, buna karşın kahvehanelerinin pek az oluşu bazı yabancı yazarların da dikkatini çekmiş olmalı ki, yazılarında özellikle buna da değinmişlerdir. Yine o zamanki Ankara’da çok evlilikte yoktur. Ayrıca kız çocuklarına ayrı bir özel ilgi gösterildiğinden Cumhuriyet öncesi Ankarası’nda ikisi kız orta olmak üzere pek çok orta lise derecesinde dört okul ayrıca Ziraat Okulu, Sanat Okulu ve Öğretmen Okulu da vardır. Yine Cumhuriyet öncesi 1890 yıllarında Fehim Efendi Gezici Tiyatro Grubu temsil vermek için geldiği Ankara’da büyük ilgi nedeniyle tam 3 yıl kalmıştır. Ankara için bir yanılgıda bozkırın ortasında kurak çorak, berbat bir şehir derler. Şayet bu yargı doğru olsaydı bu topraklar üzerinde tarih boyunca Galat, Frig, Roma, Selçuklu ve Osmanlı imparatorluklarını sürdürürler miydi?

Ankara’nın sahip olduğu bu birikimler onu 20. yüzyılın başındaki tarihi göreve hazırlamıştır. Çankaya Çağdaş Sanatlar Galerisi’nde Koleksiyoncular Derneği’nin açmış olduğu “Cumhuriyet Devriminin Yolu” isimli resim sergisini gezerken tarihi derinliklerine öylesine dalmışım ki, ilk buçuk saatin nasıl geçtiğini anlamadım. Eski Ankara’nın alışveriş merkezi olan Saman Pazarı ve Çıkrıkçılar Yokuşu’nun restorasyon çalışmalarından sonraki yeni görünümü bana geçmişteki mekanları anımsatsa da aynı lezzeti vermedi. İnşa tarihi kesin bilinmeyen 110 metre yükseklikteki sur duvarlarıyla çevrili Ankara Kalesi’ni, Saat Kulesi’ni, el tezgahlarında dokunan yöresel sof kumaşlarının ve mitolojide Zeus’un süt annesi olan keçinin kılından elde edilen tiftik dükkanlarıysa artık yoktular.

1523 yılında inşa edilen ve günümüze değin ayakta kalan Çengel Han ise günümüzde kendileri de Ankaralı olan Sayın Rahmi Koç tarafından 2005’te müzeye dönüştürülmüş olup bu tarihi binanın mistik atmosferinde kısa bir mola verdim. Müzenin mini avlusunda çayımı yudumlarken yazar Haldun Taner’in ünlü eseri Keşanlı Ali Destanı’na ilham kaynağı olan Kürt Cemal de bu bölgede yaşamış olup,adı halen bir efsane gibi yaşamaktadır. O kadar ki, öldüğü zaman emektar atının bile arkasından ağladığı yöre sakinleri tarafından halen anlatılmaktadır.

Google News Mudanya Haberleri Telegram MUDANYA Kanalı
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Ankara Mektupları
YORUM YAZ