Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 1,408
DOLAR 8.29
EURO 10.00
ALTIN 474.05
mecidiyeköy escort

Antep Canavarı Bursa’da (3)79 defa okundu

kategorisinde,16 Eyl 2021 - 01:23 tarihinde yayınlandı
Antep Canavarı Bursa’da (3)

-Geçen haftadan devam-

O sigara bize sanki cennet taamı gibi geldi. 15 saattir ağzımıza hiçbir şey girmemişti. Sigaraları yer gibi içiyorduk. ‘Geçmiş olsun ağalar’ dedi o dev gibi adam. ‘Geçmiş olsun, gene görüşürüz’ diyerek arkasını döndü gitti.

Ben arkasından öyle bakıyordum tam o sırada bir mahkum geçiyordu. Bağırdım, “Baksana arkadaş şu giden adam kim?” Mahkum, o dev gibi adamın arkasından baktı.. “O mu?..Şairdir, yazardır, tarihçidir. Aynı zamanda da vatan hainidir!”.

Mosmor oldum, titremeye başladım. Ağzımdan salyalar akıyordu. “Adı ne lan?”. Adam korktu, hızlı adımlarla uzaklaşırken arkasına dönüp bağırdı. Nazım Hikmet, Komünist Nazım Hikmet! Ben de arkasından avazım çıktığı kadar bağırdım: “Ulan puşt! Hiçbirinizin kıçı sıkmadı bize bir yudum su vermeye o verdide onun için mi vatan haini oldu. Ben buradan çıkarım sana da bunun hesabını sorarım!”.

 Şair nedir? Yazar nedir? Hele hele komünist nedir? Bunları bilmeyen Abdullah bu kelimeleri o zamana kadar duymamıştır. Ama öyle yiğit bir adam için vatan haini denmesi onun ağrına gitmiştir. Arkadaşlarına uygulanan muameleye düşünüp kendisini katil eden nedenlerin bunlar olduğunu düşünmüş ve bunun hesabını sormak için kendi kendine bir kez daha söz vermiştir. Çünkü kanalizasyondan alınıp revire götürülen mahkum arkadaşlarından ikisi yaşamını yitirmişti. Günler sonra Cezaevi İdaresi Abdullah’ı çağırıp görüşür. Abdullah, yaşın kadar adam öldürmüşsün. Yaralama yapmışsın, idamlıkları kaçırmışsın, vali vurmuşsun ama burası oralara benzemez. Şimdi bana söz vereceksin. Burada hiçbir olay çıkarmamaları karşılığında iyi bir koğuşta kalma vaadinde de bulunan Cezaevi İdaresi Abdullah’tan yanıtla birlikte şeref sözü vermesini de ister. Abdullah bu teklifi arkadaşlarına sorup bilgi vereceğini söylese de idare bunu kabul etmez ve ondan hemen yanıt ister. O tam kalkıp gitmek üzereyken geri döner ve bu teklifi tek bir şartla kabul edeceğini söyler.

Müdür Palaz’a şartını sorar. Ne o şart! O adamı bizim koğuşa vereceksiniz! Hangi adamı? O şair, yazar, tarihçi olan adamı! O adamı bizim koğuşa vereceksiniz. O adamı bizim koğuşa verirsen sana söz veririm hiçbir şey yapmayız. Vermezsen bak Müdür Bey, bu cezaevinde öyle şeyler yaparım ki tarih bunu yazmamıştır, yazamaz da. Bursa Cezaevinin tarihini kanla yazarım. Hepsi bu kadar işte.

Müdür ayağa fırlar ve büyük bir kızgınlık ve öfkeyle, “Olmaz onu veremem sizin yanınıza. Onun bahçeye çıkması bile yasak! Ancak voltada dolaşır o” der.

Abdullah ile tartışmaları sonucunda çaresiz kalan Müdür, savcı ile görüşeceğini ancak Savcı kabul ederse böyle bir şeye izin vereceğini belirtir. Bir kaç gün sonra cezaevine gelen Bursa Savcısı, Abdullah’ı müdürün odasına çağırtır. Mahkumlardan uzak bir koğuşta kalmaları Nazım Hikmet’in şiirlerinin dışarı çıkarılmaması şartıyla Nâzım Hikmet ile aynı koğuşta kalmalarına izin verileceğini söyler.

Abdullah Palaz bundan sonrasını şöyle anlatır:

Savcının yanından çıkınca koğuşa gittim. Baktım ki bizim eşyalar yeni koğuşa taşındığımızda Nazım Baba da biraz sonra eşyaları da geldi. Zaten pek bir eşyası da yoktu. Kalktım elini öpmek istedim vermedi, boynuma sarılıp öptü. Abi dedim senin suçun ne? Niye yatarsın burada?

“Benim suçum kalemimdir, şiirlerimdir, insanları sevmemdir. Memleketimi de çok severim”. Peki abi biz yazmasını bilmeyiz ama biz de insanları severiz. İnsanlara kötülük gelmesin diye bunca işler yaptık. Haksızlığa tahammül etmeyiz. Haksızlığa uğrayanın yanında oluyoruz. Benim atalarım da bu memleket için savaşmıştır, cenk etmiştir. O zaman bizim bunlardan da suçumuz olması mı gerekir? Yok, sizin bunlardan suçunuz olmaz. Size bundan bir şey demezler, bize derler. Bu yüzden de bana ceza verirler neden? Çünkü bana bunlardan dolayı ‘komünist’ diyorlar. “Komünist ne demek ağam”. İşte bu anlattıklarım, yazdıklarım, düşüncelerim komünistlik oluyor. O zaman demek ki ben de komünistim de haberim yokmuş!…

-SÜRECEK-

Google News Mudanya Haberleri Telegram MUDANYA Kanalı
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Ankara Mektupları
YORUM YAZ