Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Bir şarkıcıyla bir memurun hikayesi

Aydın’da tren istasyonunda işçi olarak çalışan babası bir kaza sonucu

Aydın’da tren istasyonunda işçi olarak çalışan babası bir kaza sonucu vefat etti. Sonra da evleri bir yangında kül oldu. Anne, çocuğunu alıp iş bulma ümidiyle İzmir’e taşındı ama nafile! Anne parasızlıktan oğlunu yetimhaneye bırakmak zorunda kaldı. Çocuğun babası ölmüş, annesi de onu bırakıp gitmişti.

Okuldan arda kalan vakitlerinde kâh hırdavatçıda kâh elektrikçide çıraklık yaptı. Bu arada da Fransızca öğrenmeye çalıştı. Gitar dersleri aldı. Askerliğini Akhisar Orduevi’nde müzisyen olarak yaptı. Tezkereden sonra İzmir Kordon’daki Marmara Gazinosu’nda şarkı söyleyip gitar çalarak para kazanıyordu.

Bir süre sonra İstanbul’a geldi. Çeşitli gazinolarda çalışırken Ankara’dan davet aldı. Ankara Maltepe Bomonti Gazinosu’nda gitarı eşliğinde şarkı söyleyecekti. Henüz tanınan bir sanatçı olmadığından maddi olanakları da çok kısıtlıydı. Sordu soruşturdu, “En ucuza kalabilecek bir otel odasını nerede bulabilirim” diye…

Kime sorduysa ona “Hergele Meydanı’na git orada bulursun” dediler.

Gitti, tek bir göz oda buldu. Oda iki yataklıydı. Arkadaşı bekar bir memurdu. Odanın ücretini ikiye böldüler. O sabahın köründe işine giderken kendisi de gün ışırken Bomonti Gazinosu’ndaki programını bitirip otel odasına dönüyordu. Biri memur, diğeri müzisyen. Aylarca bir odada kalırlar ama birbirlerini görüpte tanışamamışlardı. Sonunda bir gün denk geldiler. Tanıştılar, konuştular birbirlerini sevdiler. Tesadüfe bakın o iki kişi yıllar içinde Türk sanat hayatına damga vurdular.

Memur bir gün Bomonti Gazinosu’na gider sahnedeki gencin sesini ve yorumunu büyülenmiş gibi dinler, program bitiminde de sanata sen yurt dışında gidersen senin kıymetini bilirler. İmkânın varsa git der. Şarkıcı Ankara’dan sonra İstanbul Maksim’de sahneye çıkmaya başlar. Yavaş yavaş ünleniyor. Patron 20 lira maaş veriyor. O ise 30 lira olmasını istiyordu. Velhasıl anlaşamadılar. Şarkıcının aklına pansiyondaki memurun sözleri gelir. Sonunda şansını denemek amacıyla Fransa’ya gider. Paris’te Jezebel şarkısıyla dikkatleri üzerine çeker. Monte Carlo’da ses müsabakasında birinci olunca şöhretin kapıları da açılır.

Fecri Ebcioğlu onun için yeni şarkılar önerir. Yetimhanede kalırken öğrendiği o Fransızcası ile Fransızlara şarkılar söyledi. Tüm dünya bizim yetimhanede büyüyen şarkıcıyı tanıyordu. O vatana millete İzmir’e aşıktı. Fransa’da kaldığı 15 yıl içinde 32 filmde rol aldı. Ünlü sinema yıldızı Brigitte Bardot ile çevirdiği filmlerde ise başrol oyuncusuydu.

Yetimhanede okurken kendisini geliştiren bu kişi bir başarının örneği olarak karşımıza çıktı. Bu kişinin kaderi Ankara’daki bir pansiyon odasında kesişmişti. Vefatları da aynı şekilde gerçekleşti.

Şarkıcı, İstanbul Yeşilköy Havaalanında bazı kaynaklara göre beyin kanaması dense de ani bir kalp krizi sonucu 1968 yılında yaşama veda etti.

Dario Moreno’nun oda arkadaşı kim miydi?

O da o yıllarda Ankara büyük postanede çalışan şair Orhan Veli’den başkası değildi.

Aziz ruhları şad olsun.