Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 1,408
DOLAR 8.29
EURO 10.00
ALTIN 474.05

Ders alınacak notlar (2)81 defa okundu

kategorisinde, 10 Haz 2021 - 21:32 tarihinde yayınlandı
Ders alınacak notlar (2)

Boston şehrinin büyük otellerinin birinde oturan hanım bir gün büyük bir heyecanla otel müdürüne çıkar. “Bu kadar senedir müşterinizim ama der artık tahammülüm kalmadı! Yanımdaki odada herifin biri sabahtan akşama piyano çalıp duruyor. Bu gürültüye dayanamıyorum. Buna muhakkak bir çare bulun”.
Otel müdürü şaşkınlık içinde ellerini ovuşturarak, “Affedersiniz Madam! Fakat buna imkan yok. Çünkü odanızın yanında piyano çalan ünlü piyanist Paderewksi’dir. Vereceği konsere hazırlanıyor”.
Kadın, “Neee? Paderewksi mi? Şu Polonya Cumhurbaşkanlığını sanatı için terk eden meşhur piyanist ha?”
Ertesi gün, kadının odası bütün tanıdıkları ile doludur. Hepsi hayatlarından memnun. Bedavadan Paderewksi’yi dinliyorlar.
Değişen nedir? Hiç bir şey! Yalnız kadının düşünceleri!.. Piyano, aynı piyano. Çalan aynı adamdır. İlk önce o kadına bir gürültüden başka bir şey değildi. Sonra bir saati için 20 dolar ödemek zorunda kalacağı konser şeklini almıştır.
İşte herhangi bir şeyden şikayet ederken bunu düşünelim. Tabi bir gürültünün arkasından piyano konseri çıkmaz. Fakat hepsinde şikayetimizi unutturacak bir gerekçe bulunabilir. Meşhur mayo kliniğinde ülseri olan 12 bin hasta üzerinde yapılan bir araştırmada hastaların 5’te 4’ünün sıkıntı ve üzüntüden yani yediklerinden değil, düşündüklerinden ülser oldukları anlaşılmıştır. Yüksek tansiyon, baş ağrıları, astım, alerjik, reaksiyonlar ve daha bir çok hastalıklar insanların kendilerini üzmelerinden, boş yere üzmelerinden ileri gelmektedir. Biz hayatı kendi düşüncelerimize göre görüyoruz. Tutumumuz ve davranışlarımız da, düşüncelerimiz sonucu olduğu için üzüntülü düşünceleri kafamızdan atmadıkça rahat ve huzur bulmamıza imkan yoktur.
Bu konuda bir Arap atasözü belki bizi uyaracaktır. “Ayakkabım yok diye üzülürdüm. Ayaksız bir adam gördüm. Üzüntü, sağlığı, huzuru ve mutluluğu sinsizce kemiren bir hastalık gibidir” derken, Konfüçyüs de, “Öfkeli bir adamın içi zehirle doludur” der. Kin ve nefret sonu intikam almaya kadar giden çok kuvvetli menfi bağlantılardır. Kan davaları bunların neticeleridir. Aslında cehalet, taassup ve peşin hükümler kin ve nefret atalarını sularlar ve büyümelerine yardım ederler. Bunlardan tadanlar ise dünyada huzur ve rahat bulmalarına imkan yoktur. Amerika’da da dünyanın en büyük mağazalarından biri, İkinci Cihan Harbi’nin başlangıcında duvarlarına şöyle bir ilan asmıştı: “Harbin devamı müddetince bütün ihtiyaçlarınızı karşılamayı taahhüt ediyoruz. Fakat kuşku ve korkularınızı karşılamayız”.
Evet, kuşku ve korku bütün dengemizi bozan, yaşama zevkini ve huzurunu kaçıran o korkunç his cehennemin dünya yüzündeki zebanisidir. Hayatta karşımıza çıkacak bir çok korkular vardır. Fakat en korkuncu belki ölüm korkusudur. Bize üzüntü, korku, ümitsizlik veren bu düşüncelerden kurtulmak için ne yapabiliriz? İşte asıl sorun da budur. Nasıl ki, fizikte ‘iki cisim aynı zamanda, aynı yerde bulunamaz’ diye bir kanun varsa, psikolojide de aynı kanun geçerlidir. Eğer kafamızı cesaret, sevgi, anlayış, tolerans düşünceleriyle doldurursak, olumsuz düşünceler de kaçar gider.
Bir atasözümüz de şöyle der. Kafasının içi, cesaret düşünceleriyle dolu olan adam, cehennemden bile korkmadan geçer. İşte bütün bu sözlerden çıkan netice, kafamızdaki kötü düşüncelerin yerine iyi, olumlu olanları koymaya çalışmamızdır. Çünkü ancak o sayede huzur bulur, rahatlar ve yaşamın zevkine varabiliriz” diyen aydın insan Nüvit Osmay sözlerine şöyle devam eder:
“Üzüntünün hayatınızı mahvetmesine müsaade etmeyin. Bir çoğumuz zamanımızın büyük bir kısmını hiçbir vakit olmayacak veya çoktan olmuş ve bir daha değişmesine imkan olmayan ya da üzülmeye gerçekten değmeyecek kadar basit şeyler için üzülmekle geçiririz. 1930’da Alman Mühendisler Birliği’nde verilen bir konferansta Wilhelm Ostwald da konumuzla ilgili olarak da şöyle der: “Daha küçükten bana birbirinin zıttı iki hayat görüşü öğretilmişti. Bunları da iki Yunan Filozofu temsil ediyordu. Demokritos gülen filozof ile Heraklitos ağlayan filozof. Birinin neye güldüğünü ötekinin de..

Google News Mudanya Haberleri Telegram MUDANYA Kanalı
Etiketler:
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Ankara Mektupları
YORUM YAZ