Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 2,008
DOLAR 13.85
EURO 15.67
ALTIN 797.98
mecidiyeköy escort

Elli üç ton…830 defa okundu

kategorisinde, 22 Eyl 2022 - 16:18 yayınlandı.
Elli üç ton…

Tarih 10 Temmuz 2008… Kısa bir tatilin ardından Kaş’tan Antalya’ya dönüyoruz.

Başı dumanlı Toros Dağları’nın yamaçlarının bir çok yerinin halen karlarla kaplı olduğunu görünce yanımdaki koltukta oturan Antalyalı yol arkadaşım güldü.

“Niye gülüyorsunuz” soruma ise, “Sizin o gördüğünüz beyazlıklar kar değil, mermer ocaklarının beyazlıkları” deyince içim sızladı! Oysa çevrecilerle doğayı tahrip edenler arasında sık sık çıkan olayları basından okuyor, görüntüleri televizyonlara yansıyorsa da ne yazık ki yine de dağlarımız delik deşik edilmeye devam ediliyor. Kimyasal gübre, tarımsal ilaçlarının yanlış kullanımları sonucu Ata yadigârı verimli topraklarımıza ihanet edilirken, derelerimize, nehirlerimize göllerimize, çaylarımıza kısaca tüm akarsularımıza zarar veriyoruz da denizlerimizin durumu pek mi farklı?

Yıllardır yetkililerin onca uyarıları, ikazları ve para cezalarına rağmen daha dün çevre gönüllüleri Marmara Denizi’nin görünen kıyı üst sularında bir ayda oluşan 53 ton! Evet yanlış okumadınız tam 53 ton çerçöp topladıklarının basından okumuz, televizyon ekranından da iç karartan ve insana utanç veren görüntülerini de izlemiştim. Ya görünmeyen dip sularımıza boca edilen onca fabrika, evsel ve daha nice nice atıklara ne demeli bilmiyorum?

Kabahat; samur kürk olsa da kimse üstüne almak istemese de, peki tüm bu cürufları akarsularımıza, derelerimize, denizlerimize kim yada kimler boca ediyor! Günahlarına girmeyeyim dostlar yoksa uzaylılar mı yapıyor bizim emsalsiz güzelliklerle bezeli doğamıza bu saygısızlığı?

Şaka bir yana en iyisi sözü ben “Ağıt mı, umut mu” kitabının yazarı Prof. Dr. Sayın Mustafa Sarı’ya bırakayım:

“Sınırlarımız içindeki Marmara Denizi’nin halini toplum olarak yeni fark ettik. Müsilaj kıyılarımızı koy ve körfezlerimizi kabus gibi sararken hayretler içinde kaldık. Önce, sonra da başladık birbirimizi suçlamaya! Ruhlarımızı esir alan bencillik Marmara’dan önce ruhlarımızı kirletmiş olmasın sakın” diyen değerli hocamız devamla;

“…Keşke elimizde sihirli bir değneğimiz olsa dokunsak ve Marmara Denizi eski haline dönse. Ama ne bizim, ne başkasının elinde sihirli değnek var. Biz 40 yıldır Marmara’yı atık çukuru olarak kullandık. Tüm atıklarımızı doğru düzgün arıtmadan denize deşarj ettik. Aşırı balık avcılığı algarnayla denizin dibini kazımak gibi uygulamaları artırarak sürdürdük. Biz tam gaz yanlış yolda ilerlerken yine insan etkisiyle iklim değişmeye, denizler ısınmaya başladı. Marmara Denizi’nin sularında müsilaj kümelerinin yoğunlukları da dikkat çekmeye başladı. Bir süre sonra neredeyse tüm Marmara Denizi’nin sularını kapladığında ise varlığından toplumca haberdar olduğumuz müsilaj, denizle kurduğumuz yanlış ilişkinin sonucu. Şimdi de başladık birbirimizi suçlamaya. Aslında denizlerimizi o kadar büyük engin ve sonsuz sandık ki, bu kadar atığı hokus pokus yapıp eriteceğine inandık sanırım”.

Marmara Denizi ve Gemlik Körfezi çevresinde yaşayanlar yani bizler her gün her sifonumuzu çektiğimizde bilelim ki, en iyi ihtimalle atıklarımızın yarıdan fazlasının ciddi bir arıtma işlemi yapılmadan salt denize değil; dere, nehir, çay gibi akarsularımıza da deşarj edildiğine üzülerek tanık olmaktayız.

Değerli okurlarım, yazımı ünlü şairimiz Nâzım Hikmet’in “Memleketim” şiiriyle noktalar, sevgili ülkemize esenlikler dilerim.

Dörtnala gelip uzak Asyadan

Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan

Bu memleket bizim.

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak

ve ipek bir halıya benzeyen toprak

Bu cehennem, bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,

Yok edin insanın insana kulluğunu

Bu dâvet bizim

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

Ve bir orman gibi kardeşçesine

Bu hasret bizim…

Nâzım Hikmet

Google News Mudanya Haberleri Telegram MUDANYA Kanalı
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Ankara Mektupları
YORUM YAZ