Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 1,335
DOLAR 7.90
EURO 9.42
ALTIN 460.69

Eyüp Peygamberin hikayesi76 defa okundu

kategorisinde, 12 Kas 2020 - 13:23 tarihinde yayınlandı
Eyüp Peygamberin hikayesi

Dilimizden pek eksilmeyen din kitaplarına girmiş olan Eyüp Peygamberin sabır hikayesinin de Sümerler’den kaynaklandığı ancak bu yüzyılın ikinci yarısından sonra anlaşılabilmiştir.

Bu metnin yazıldığı tabletin bir kısmı da İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde bulunmaktadır. Bunlar ayrı ayrı okunup birleştirilince 135 satıra ulaşan şiir tarzında yazılmış bir hikaye ortaya çıkarsa da parçaların bir çok yeri kırık veya bozuk olduğundan metnin tümü tam olarak henüz elde edilememiştir.

Aşağıdaki hikayenin ana fikri insanın felaketlere uğradığı zaman bunu yapan Tanrı’ya lanetler saçacağı yerde onu yücelterek ona yalvarıp yakararak kalbini yumuşatarak bu felaketlerden kurtulabileceğidir.

Sümer’de yalvarılan tanrı insanın kendi tanrısıdır. O tanrılar meclisine bu duaları götürerek iyi sonuçlara ulaşılır. İşte bu tarihi Sümer şiirini evvela insanın tanrısını övmesini yüceltmesini ağlayıp sızlamalarla kalbini yumuşatmasını öğüt vererek başlıyor. Ondan sonra adı verilmeyen bir adama akraba ve arkadaşları tarafından yapılan fena davranışlar anlatılıyor.

Adam başına gelen felaketlerden söz ediyor. Arkadaşlarının da kendi üzüntülerine katılmasını istiyor. Bundan sonra başına gelen bu hallerin kendi günahları yüzünden olabileceğini söyleyerek tanrısına affetmesi için yalvarıyor. Sonunda şiir tanrısının onu affettiğini bildiren bir kısmıyla son buluyor.

Değerli okurlarım, işte bu uzun Sümer şiirinden bazı bölümleri sizlerle de paylaşmak istedim.

Ben anlayışlı insandım şimdi bana kimse değer vermiyor.  Doğru sözüm yalana döndü.  Hilenin adamı beni güney rüzgarı gibi sardı ona iş yapmaya zorlandım. Bana saygı duymayan senin önünde beni utandırdı. Bana durmadan yeni üzüntüler verdin. Eve girdim ruh ağır, sokağa çıktım kalp sıkıntılı. Cesur dürüst çobanım bana kızdı düşmanca baktı. Düşmanı olmadığım çobanım bana fenalık aradı. Yoldaşım doğru bir söz söyleyemedi bana. Arkadaşım dürüst sözümü yalanladı. Hilenin adamı bana tuzak kurdu ve sen Tanrım ona engel olmadın. Ben bilgin, neden genç cahiller içine sokuldum? Ben anlayışlı, neden bilgisizler arasında sayıldım? Her yerde yiyecek var şimdi benim aşım açlık. Herkese paylarken verilirken benim payım üzüntü oldu. Tanrım önünde durmak istiyorum, iniltili sözlerimi söylemek acılarımı bildirmek istiyorum. Tanrım gün ışıdı. Benim günüm karanlık. Gözyaşları ağıt ve sıkıntı sardı beni. Gözyaşlarımdan başka bir seçeneğim yokmuş gibi üzüntü kapladı beni. Kötü kader eline aldı beni, çalıyor yaşam soluğumu, fena hastalıklar yakıyor bedenimi. Tanrım beni var eden babam yüzünü kaldır. Ne zamana kadar beni ihmal edecek beni korumayacaksın? Ne kadar zaman beni rehbersiz bırakacaksın?

Bundan sonra mutlu sonuç şöyle;

İnsanın tanrısı onun acı gözyaşlarına ve ağlamalarına kulak verdi. Genç adamın yalvarış ve yakarışları tanrısının kalbini yumuşattı. Söylediği doğru sözü tanrısı kabul etti…”

Tevrat’ta bu hikaye birçok bilge dolu sözle süslenmiş olup 1040 satırı kapsayan bir şiir hâlinde anlatılmıştır. Hikâyenin başında rab şeytana Eyüp’ün iyi bir kul olduğunu söyler, şeytan da eğer onu fena duruma düşürürsen bak sana nasıl lanet edecektir diyor. Şeytan Eyüp’ün vücudunu tabanından tepesine kadar çıbanlarla doldurur. Eyüp sesini çıkarmaz. Karısı ona bunu veren Allah’a lanet et diyor. Eyüp de Allah’ın iyiliğini nasıl kabul ediyorsak, kötülüğünü de öyle kabullenmeliyiz karşılığını verir.

Dünya yaratıldığından bu yana çeşitli mitolojik efsaneler yöreden yöreye ağızdan ağıza dolaşırken insanlar onları kendi görüş algılarına, düşüncelerine göre ve de çeşitli şekillerde yorumlayıp yazmış olsalar da hiç şüphe yok ki bu gibi konulardaki en güvenilir kaynak cumhuriyetimizin yetiştirdiği dünyaca ünlü Sümerolog Sayın Muazzez Hilmiye Çığ’ın 33 yıl boyunca yaptığı Sümer, Akat, Hitit dillerindeki çivi yazılı belge üzerindeki çalışmaları günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde bulunmaktadır.

(Devam edecek)

Google News Mudanya Haberleri
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Tevhide TÜRKEN
Ankara Mektupları
YORUM YAZ