Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 1,213
DOLAR 7.88
EURO 9.32
ALTIN 483.55

O gerçek bir halk adamıydı (2)116 defa okundu

kategorisinde, 17 Eyl 2020 - 05:26 tarihinde yayınlandı
O gerçek bir halk adamıydı (2)

Halk, beyaz elbiseleri içinde pırıl pırıl Atatürk’ü görünce denizin ortasında bir alkış tufanıdır koptu. Ve denilebilir ki yarım saat içinde motorun çevresi sandaldan sandala geçmek suretiyle karaya kadar gidilebilecek bir kalabalıkla dolup taştı. Atatürk, Sakarya motorunda, halk sandallarda Atatürk ile meçhul kalabalık arasında parça parça bir konuşmadır başladı. Atatürk, sanki kendisine misafir gelmişler gibi kalabalığa sordu: “Size ne ikram edeyim? Ne istersiniz?”. Kalabalık içinden ve sandallardan sesler geliyordu. “Paşam seni isteriz, seni isteriz”. Atatürk emretti. Hemen güzel bir heyet geldi, halka ikram edilmek üzere içki ve yemiş getirildi. Çevredeki sandallara dağıtıldı ve Moda Koyu’nun mehtaplı gecesinde Atatürk ile milletin parçası kucak kucağa harikulade bir alemdir başladı. Atatürk çok sevdiği leblebileri avuçlayarak motorun yanına yaklaşmış olan sandallardaki hanımlara, beylere ikram ediyordu. Sabaha doğru Moda Koyu’ndan ayrılırken Atatürk, halka sesini yükselterek, “Allahaısmarladık arkadaşlar!” dedi. Halk ise büyük bir coşkuyla “Uğurlar olsun Paşam! Gelecek mehtaba yine bekleriz”. Mutlaka geleceğim diyordu Atatürk. Gelecek mehtapta da buradayım…

İşte, milletin Atatürk’e, Atatürk’ün millete bağlılığı bu kadar derin, bu kadar içtenti.

Sevgili okurlarım, 1919-1938 yılları arası aziz Atamızın vefatına kadar onun en yakın arkadaşı ve de sırdaşıda olan Kılıç Ali Ulu, Atamız ile olan anılarını birlikte okumaya devam edelim.. (S.551)

Atatürk gerçekten çok mütevaziydi ve yaptıklarını asla kendine mal edemezdi. Bir gün bir gezimizde halktan biri kendisine şöyle bir soru sormuştu. Yaptıklarınız için nereden ilham aldınız? Atatürk, bu soruya tek bir kelime ile cevap verdi: “Milletimden!”. O her zaman şöyle derdi. Millet vasfına layık bir topluluk için takip edilecek doğru yolu ve istikameti gösterecek en emin rehber ve mürşit ancak maşeri vicdan ve milli benlik, milli izandır. Tecrübelerimizin ilim ve aklın bize tavsiyesi de ancak budur. Bunun dışında bir mürşit bir reis aramak gaflettir. Cehalettir, dalalettir.

Atatürk’ün seçkinliğinin yüksek meziyetleri ve bütün başarılarının sırrı çok sevdiği ve mensubu olmaktan daima gurur duyduğu milletin ruhunda var olan cevheri ve onun gerçek eğilimlerini herkesten daha iyi daha önce sezmesinde millet ve memlekete hizmet yolunda bu sezişini bir an olsun göz önünden ayırmayıp rehber kabul etmesindeydi. O diyordu ki en büyük tehlikeler karşısında uçurumun kenarına gelmişken bu kadar hayatiyet ve kabiliyet gösteren azim ve ruh gösteren milletimizin masum ve mesut yaşamaya hakkı vardır. Bunu daima bütün mevcudiyetimizle gerçekleştireceğiz. Bizi bu amaca ulaşmaktan men edecek engeller olabilir. Bunlarla usanmadan mücadele edeceğiz. Behemehal muvaffak olacağız. Atatürk sadece bir asker değildi. O aynı zamanda büyük bir düşünürdü. İnsan psikolojisini çok iyi bilirdi. Milletine derin bir aşkla bağlıydı. Bu aşkın verdiği güçle askeri siyasi ve fikri alanlarda mucizeler yarattı. Bütün düşünürlerimizin keza kumandalarımızın yurtseverlerimizin cesaret edemedikleri ve hatta hatır ve hayale getirmekten çekindikleri fikirleri, inkılapları o açık ve kesin ilkelerle ortaya atmış ve tohumlarını ekmişti. O, çevresine ve devlet adamlarına sırası geldikçe şunları tekrar ederdi. Bir insanın memleketine ve milletine faydalı bir iş yapabilmesi için bir an olsun göz önünden ayırmamaya mecbur olduğu şey milletin gerçek ve ortak eğilimidir.

Atatürk’ün başarılarının ikinci bir sırrı da milletine kendisini candan sevdirmesidir. Milletine kendini sevdirmeyenlerin veya bu sevgiye önem vermeyenlerin başlarına ne büyük felaketler geldiğini yakın tarihimiz pekala gösterdi. Atatürk, samimi bir güvene ve candan bir sevgiye dayanmayan yalnız polisiye önlemler ve etkiler altında yahut çıkar kaygıları yüzünden varmış gibi görünen ikiyüzlü bağlılıkları ve sevgileri çok tehlikeli görürdü. Büyük işlrin başarılması için böylelerine güvenilmeyeceğini çok iyi bilirdi.

(Sürecek)

Google News Mudanya Haberleri
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Tevhide TÜRKEN
Ankara Mektupları
YORUM YAZ