O yıl çetin geçen ardından Nisan ayı ile birlikte baharda ılık yüzünü gösterdi bizlere. Ben de bunu değerlendirmek amacıyla semtimize hayli uzak olan Bilkent‘teki Real Alışveriş Merkezi’ne gittim. İyiki de gitmişim. Orada önce onların Bodrum’a gidişleri ardından bizim Mudanya’ya gelişimiz nedeniyle görüşemediğimiz bir hastama rastladım.
Bu tesadüfen karşılaşmamız ikimizi de gerçekten çok mutlu etti. Yılların özlemiyle kucaklaştık. Karşımda duran bu zarif hanım, “Seninle böyle ayaküstü konuşmak bana yetmez. Gelin bir kafede oturup maziden günümüze yansıyanları konuşalım” dedi. Köpüklü kahvelerimizi yudumlarken karşımda oturan bu zarif hanımla ilgili anılarımın derinliklerine dalmıştım bile.
Onu ilk tanıdığımda genç, çok güzel ve bir çocuk annesi olup böbreklerinden rahatsızdı. Sabah akşam yapılması gereken iğneleri vardı. Benim bu gidip gelmelerim, zamanlı aralıklarla yıllarca sürdü. Bu arada gelişen dostluğumuz öylesine ilerlemişti ki şu an karşımda oturan ve saçlarına aklar düşmüş asil yürekli bu kadın ailesinin tüm muhalefetine rağmen severek evlendiği eşi, Ankara’nın tanınmış iş insanlarından olup ekonomik koşullarıyla hiçbir sorunları yoksa da, dıştan bakıldığında her şey yolunda gidiyor sanılsa da hiçbir şey göründüğü gibi olmayıp kısaca bu ailenin yaşam alanlarının içi fırtınalar eksik olmuyordu. Bu kırıcı dökücü sevimsiz olayların nedeniyse eşinin alkol bağımlısı olması ve hiçbir koşulda eşinin tedaviyi asla kabul etmemesiydi. Oysa bu çift bir zamanlar sevişerek evlenmişlerdi. Şimdi eşiniz nasıl soruma, “11 yıllık kabus dolu evliliğimizi bir celsede bitirdik. Bundan 5 yıl önce de ikinci evliliğimi yaptım, şimdi çok mutluyum. Sizinde bildiğiniz o minik kızım bugün Bilkent Üniversitesi’nin başarılı öğrencilerinden. Ayrıca benimle olmaktan da hoşnut küçük kardeşi oğlumuz Ali’yi de çok seviyor” derken gözlerinin içi gülüyordu.
30 yılı aşan meslek yaşamımda beni kendilerine sırdaş edinen bir çok yaşlı-genç, evli-bekar, kadın-erkek genelde kadın hastalarımın yakındığı konuların başında eşlerinin cinsel konularda bencil olmaları başı çekerken evlenmeden önce edindiği hoş olmayan bazı alışkanlıklarından vazgeçmediği (içki, kumar vs) zaman zaman da kaba kuvvet gösterileri de cabası…
Oysa evliliğin temeli olan eşlerin birbirlerine sevgi, saygı ve sadakat değil midir sizce?
Sevgili okurlarım;
İnanın bu çok gerekli ve doğru söze ben ne diyebilirim ki?
