Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
--
--
--
--

Sosyal denge27 defa okundu

kategorisinde,06 Nis 2026 - 10:57 yayınlandı.
Sosyal denge

Toplum yaşamı, sadece kişilerin toplu yaşayışından oluşan bir olgu değildir.

Bu toplamanın o kadar çeşitli şekilleri vardır ki, toplum yaşamında en çok dikkat edilmesi ve önemsenmesi gereken de bu şekil konusudur. Kişileri kendi bünyesinde bir araya getiren, sadece kendine ve nitelik toplum sahibidir. Her canlı organizmada da istikrar ve devamını sağlayabilecek bir denge bu yaşamın en esaslı temellerinden birini oluşturur.

Güçlü bir denge kişileri millet yaşamının içinde yerli yerine oturmadıkça meydana gelen oluşum sonuçta bir kuru kalabalıktan ibaret kalır. Sosyal ve ekonomik krizler geçiren milletlerin yaşamını inceleyince gözümüze çarpan ilk illet bu dengesizlik noktasıdır.

Sözgelişi Fransa işçi yetersizliğinden şikayetçidir. İngiltere fazla sayıdaki işçisinin işsiz kalmasından sıkıntı çekmektedir. Japonya daha garip ve ilk bakışta insanı şaşırtan diğer bir çeşit sosyal dengesizlikten şikayet etmektedir. Bu ülkede tahsil görmüşlerin ve fikir işçilerinin fazlalığından rahatsızmış. Bir incelemede gördük, Japonya’da işçilerin yüzde 3’ünün üniversite yüksek ve benzeri okul mezunları oluşturuyormuş. Japonya’nın 1916-1918 yıllarındaki seri gelişmesi birçok gençleri orta ve yüksek tahsile ihtiyaç gösteren ve çok para kazandıran meslek ve hizmetlere sevk etmiş, fakat savaşın sona ermesi üzerine atmış. Bir millette işçilere ilişkin dengesizliğin zararı fikir adamları arasındaki dengesizliğin doğurduğu sakıncalara nispeten daha hafiftir.

İşçilerin zamanla diğer bir iş bulması ve yaşamlarını yeni koşullara uydurmaları daha kolaydır. Fakat yozlaşmış, fikir işçileri için durum bu merkezde değildir.

Günlük yaşamın zorlukları yüksek tahsil görmüşlerin de Japonya’da olduğu gibi sonuçta vatmanlık ve şoförlük gibi işlere mecbur edilebilir. Ancak el ve beden mide için çalışırken fikir de başka alanlarda meşgul olur. Bu itibarla Japonya’yı son zamanlarda hayli endişeye düşüren komünizmin cereyanları asıl işçi sınıfından ziyade bu fikir proletaryasının kıstırılmasından ileri gelmektedir.

Bir ülkede Amerika’da olduğu gibi servet ve altının bile denge sınırını aşması hoş karşılanmıyor. Çağdaşlık yolunda ilerlemiş milletler 1. Dünya Savaşı’nın bozduğu sosyal dengeyi yeniden kazanmaya çalışırken bu yola yeni girenler onu her suretle sağlamaya zorunludurlar.

Ülkede sadece şu veya bu sınıfın gelişme ve gönenci genel gönencin sağlandığı anlamına gelmez.

Vatandaşların çağdaş bir toplumunun her türlü ihtiyacını karşılayacak hizmetlerle ilgili uygun işlerde çalışmaları gereklidir. Bir hizmete hiç talep çıkmaz veya gereğinden fazla  talep olursa dengesizlik baş göstermiş demektir.

Sosyal dengesizliğin ilk belirtilerinden birisi hayat pahalılığı ve bundan kaynaklanan sakıncalık bencilliktir. Diğer sosyal hastalıklar bunları izler.

Toplum yaşamının genel düzenden sorumlu olan devlet hiç kuşkusuz böyle bir durum karşısında kayıtsız kalamaz.

Kaynak: Hakimiyeti Milliye Gazetesi, 25 Mayıs 1929

Google News Mudanya Haberleri Telegram MUDANYA Kanalı
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Ankara Mektupları
YORUM YAZ