Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 4,930
DOLAR 18.83
EURO 20.23
ALTIN 1,134.87
mecidiyeköy escort

Tiyatroya adanan hayat177 defa okundu

kategorisinde, 24 Kas 2022 - 15:43 yayınlandı.
Tiyatroya adanan hayat

Değerli okurlarım, hoş görünüze sığınarak yazıma başlamadan önce sanatla iç içe, dolu dolu, bir o kadar da meşakkatli ve de çetin geçen bir ömrün kısa bir özetiyle başlamak istiyorum.

5 Mart 1892’de İstanbul’da 8 kardeşin en küçüğü olarak dünyaya gelen Muhsin Ertuğrul, Askeri Rüştiye’de okurken tiyatroya ilgi duymaya başladı. 1910 yılında Burhanettin Kumpanyası’nda ilk kez sahneye çıktı. 1911’de tiyatro bilgisini geliştirmek amacıyla Paris’e gitti. Dönüşte Muhsin Ertuğrul ve arkadaşları topluluğu adına ilk kez “Hamlet” gibi ağır bir eseri sahneye koyarak yönetti ve oynadı. Sanat çevrelerinde olumlu eleştiriler aldı.

1914 Dârülbedâyi’nin açtığı sınavı kazanarak Tiyatro Bölümüne yardımcı öğretmen olarak atandı ve 1915’te 8 lira aylıkla kadroya alındı. 1917’de Dârülbedâyi’nin sahnelediği ilk yerli oyunumuz olan Halit Fahir Ozansoy’un “Baykuş” isimli eserini hem sahneledi, hem de oyunda rol aldı. Bir süre sonra Dârülbedâyi’den ayrılarak “Ebedi” isimli tiyatro heyetini kurdu. 1919 yılında yeni kurulan Beyoğlu Musiki Akademisi’ne estetik, mimik ve deklamasyon dersleri için öğretim üyesi olarak çağrıldı. 1921 yılında 150 lira aylıklı yönetmek olarak Dârülbedâyi’ye döndü. Bu arada 1923 yılında Halide Edip Adıvar’ın “Ateşten Gömlek” adlı romanını sinemaya uyarlayarak, başrolü de üstlendi. 1925-1927 yılları arası Rusya’ya giderek Odessa’daki Vufku Film kuruluşunda sinema yönetmeni olarak görev yaptı. 1927’de zamanın İstanbul Belediye Başkanı Muhittin Üstündağ’ın çağrısı üzerine bu kez de Dârülbedâyi’nin sanat yönetmenliğini üstlendi. Ayrıca 1933’te oyuncu Behzat Budak’ın jübilesini yaparak ülkemizde sanatta jübile geleneğini başlatan kişi olarak da tarihteki yerini aldı.

1946 yılında kendisinin girişimi ve ısrarlarının sonucunda İstanbul’da 4 bin kişilik açık hava tiyatrosunun temeli atıldı ve 30 Ağustos 1947’de kendisinin sahneye koyduğu “Kral Oidipus” gibi muhteşem bir eserler açıldı. Ardından 1949’da kurulan Devlet Tiyatrolarımızın ilk Genel Müdürü oldu. 1953’te renkli Türk filmi olan “Halıcı Kızı”nı yönetti. 1950 seçimlerinde Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinin ardından bu görevinden alınmış olsa da bir süre sonra 1954’te tekrar yeniden bu görevine atandı. 1959-1968 yılları arasında İstanbul Şehir Tiyatrosu Başyönetmenliğini, İstanbul Semt Tiyatroları’nın açılmasına, Rumeli Hisarı’nda temsiller verilmesine öncülük etti. 1966 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin aldığı bir kararla yine işten çıkarıldı. Bu karar halk ve sanat camiasında büyük tepkiyle karşılandı. 1974’te tekrar aynı göreve atansa da Belediye Başkanı’nın tiyatro yönetimine el koyması üzerine görevini bıraktı.

O güne kadar hiç tiyatroya gitmemiş ya da gitmeye fırsat bulamamış seyirciler için; seyircilerin ayağına giden, kahvehanelerde ‘Gezici Tiyatro’ adlı bir topluluk kuran, kendini toplumu aydınlatmak amacıyla sanata adayan bu yüce yürekli güzel adam, 23 Nisan 1979 yılında doktorlarının tüm uyarılarına karşı 70’inci sanat yılı dolayısıyla Ege Üniversitesi Rektörlüğü’nce düzenlenen doktora töreni için İzmir’e gitti. “Bu yolda ölsem de gideceğim” diyerek İzmir’deki görkemli törene katıldı. 6 gün sonra 29 Nisan 1979’da İzmir’de yaşama veda etti ve 2 Mayıs’ta İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi. İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla Harbiye’deki sahneye “Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu” adı verildi.

Aziz ruhu şad olsun.

Muhsin Ertuğrul, Türk Tiyatrosu’nun getirdiği ilkler, bugünkü modern Türk Tiyatrosu’nun sağlam temellerini oluşturmuştur.

Batının biçimsel ve örgütsel anlamda ilk çağdaş tiyatrosunu bizlere o getirdi. Dünya tiyatrosunun ciddi oyunlarını bize o öğretti. Cumhuriyet kuşağı, çağdaş tiyatroyu ondan gördü ve öğrendi. Ertuğrul, yaşadığı dönemin koşullanmış toplumda öylesine bir savaş verdi ki, tüm Türk Tiyatrosu kazanımlarını hiç şüphe yok ki onun verdiği bu savaşlara borçludur.

Muhsin Ertuğrul’dan önce batı tiyatrosu çalışmaları vardı ama ne yalan söyleyeyim bunlar kötü bir öykünmeden ileri gitmeyen çabalardı” diyen yazar Selahattin Küçük, devamla kötü melodramlar tanınmaz biçimlere sokulmuş, Bulvar Tiyatrosu uyarlamaları toplumumuzda ‘tiyatro’ diye sergileniyordu. Muhsin Ertuğrul’un tiyatroya atıldığı günlerde Türk kadın oyuncu ise hiç yoktu. Aktör Kemal Küçük’ün yapmış olduğu bir araştırmada 1890’da gerçek kimliğini gizleyerek ‘Amelya’ takma adını kullanan ‘Kadriye’ adlı bir Türk kızının sahneye çıkan ilk Türk kadını olduğu belirtilmektedir. Bunun dışında başka bir örte var olan aktörlerin tutkuları sonsuz olsa da bilgileri yetersizdi. – Devam edecek –

Google News Mudanya Haberleri Telegram MUDANYA Kanalı
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Ankara Mektupları
YORUM YAZ