Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 2,008
DOLAR 13.85
EURO 15.67
ALTIN 797.98
mecidiyeköy escort

Ufkun ötesini gören Yüce…69 defa okundu

kategorisinde, 23 Haz 2022 - 16:59 tarihinde yayınlandı
Ufkun ötesini gören Yüce…

Atatürk, Cumhuriyetin ilanından sonra tekke ve zaviyelerin kapatılma hazırlıklarını Başbakan İsmet İnönü ile bizzat görüşür ve Mevlana Dergâhı ve Türbesi’nin kapatılmayarak kendi eşyası ile birlikte müze olarak düzenlenmesini, ziyarete açılmasını istemiştir.

Bunun üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile dergah, gerekli düzenlemelerin ardından müze haline getirilerek halkın ziyaretine açılmıştır.

Aziz Atamız, 18 Şubat 1931’de Konya’ya geldiğinde burada 11 gün kalmış ve yazılı kaynaklara göre bu sürenin tamamını da Mevlana Müzesi’nde geçirmiştir. Bu ziyaret sırasında eski Konya Milletvekillerinden Fuat Gökbudak ve o günlerde Konya Asar-ı Atika Müzesi Müdürü olan Yusuf Akyurt’un ayrı ayrı anlattıklarına göre Atatürk; Müze Müdürü’nün odasına girer girmez niyaz penceresi üzerindeki Rubaiyi görür ve Farsça’yı çok iyi bilen şair Can Yücel’in babası Hasan Ali Yücel’den tercüme etmesini ister.

Ey! Keremde, yücelikte ve nur saçıcılıkta güneşin, ayın, yıldızların kul oldu sen garip aşıklar, senin kapından başka bir kapıya yol bulmasınlar diye öteki bütün kapılar kapanmış, yalnız senin kapın açık kalmıştır.

Atatürk tercümeyi derin bir dikkatle dinler ve şöyle der:

“Mevlana’nın büyüklüğü burada bir kere daha kendini gösterdi. Doğrusu ben 1923 yılındaki ziyaretim sırasında bu dergâhı kapatmayalım, müze olarak halkın ziyaretine açalım diye düşünmüş, bir yıl sonra dergâh ve tekkelerin kapatılması kanunu çıkar çıkmaz, İsmet Paşa’ya Mevlana Dergâhı ve Türbesi’ni kendi eşyası ile müze haline getirmelerini söylemiştim. Görüyorum ki, şu okuduğunuz rubainin hükmünü yerine getirmişim.”

Değerli tarihçi Cemal Kutay’ın bir anısında da değindiği gibi Mustafa Kemal’e emrindeki yardımcılarının ‘Paşam Mevlana’nın makamının müze haline getirmeniz üzerine halk buraya akın etmeye başladı. Bu tür sakınca doğurmasın’ demeleri üzerine Atatürk şöyle demiştir:

“Eğer Mevlana’yı hakkıyla tanımak ve benimsemek için ziyarete gitmekte olduklarına inansam öteki dergâhların da açılmasını sağlardım. Çünkü Mevlana’yı tanımak ve anlamak zaten diğer tüm tehlikeleri de ortadan kaldırmaktır.”

Atatürk, Hâricîler ve Bâtınîler arasındaki ayrımı bu sözleriyle yeterince açık bir şekilde ortaya koymuştur.

Bu arada Atatürk, Mevlana Dergâhını birçok kez ziyaret etmiş, dervişlerle görüşüp sohbet etmiş ve kendisi için düzenlenen sema gösterilerine katılarak semazendeleri tebrik etmiştir. Yine 29 Ekim 1923’te Fransız yazar Maurice Pernot’a verdiği bir demeçte, dinle ilgili görüşleri de aynı paralelliktedir.

“Hakikate bizzat nasıl inanıyorsam, dinime de öyle inanıyorum. Milletimizin gerçek din bilginleri, din bilginlerimiz arasında da milletimizin hakkıyla iftihar edebileceği bilginlerimiz vardır. Fakat bunlara mukabil ilim kisvesi altında hakikatten, ilimden uzak gereğince ilim tahsil edememiş, ilim yolunda yayığı kadar ilerleyememiş hoca kıyafetli cahiller vardır. Bunların ikisini birbirine karıştırmamalıyız” diyerek sözlerini bitirir.

Şüphe yok ki Mevlevi kültürünün günümüze kadar özüyle gelebilmesinde yüce Atamızın bu kararı çok önemli bir rol oynamıştır.

Bu haftaki yazımı Victor Hugo’nun “Bir ulusun büyüklüğü, nüfusunun çokluğu ile değil akıllı ve erdemli kişilerin sayısı ile belli olur” sözleriyle bitirir aziz yurdumuza esenlikler dilerim.

Google News Mudanya Haberleri Telegram MUDANYA Kanalı
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Ankara Mektupları
YORUM YAZ

slot siteleri bahis siteleri hacklink