Mudanya’da “Denizime Dokunma” temasıyla bir araya gelen sivil toplum örgütleri, Marmara Denizi’ni tehdit eden müsilaj krizine karşı farkındalık oluşturdu. Denizde açtıkları 10 metrelik pankartla, kirliliğe ve Nilüfer Çayı Derin Deşarj Projesi’ne tepki gösterdi.
Mudanya Belediyesi, Mudanya Kent Konseyi, Demeter Eşitlikçi Kadınlar Derneği, Bursa Su Kolektifi, Değişim Elçileri ve Doğa Varsa Hayat Var Derneği’nin ortaklaşa düzenlediği “Denizime Dokunma” temalı basın açıklaması, Mudanya Mütareke Evi yanındaki sahilde gerçekleştirildi. Mudanya Belediye Başkan Yardımcısı Av. Baran Güneş ve Mudanya Kent Konseyi Başkanı Ozan Kozan‘ın da hazır bulunduğu etkinlikte Marmara Denizi’ni boğan müsilaj sorununa dikkat çekmek için bir araya gelen doğaseverler, “Denizime Dokunma, Marmara Hepimizin” yazılı 10 metrelik pankartı denizde açarak kamuoyuna güçlü bir mesaj verdi.

MARMARA DENİZİ ÖLÜME SÜRÜKLENİYOR
Basın açıklamasında, Marmara Denizi’nin kirlilik ve müsilaj nedeniyle yaşam mücadelesi verdiği vurgulandı. 2021 yılından bu yana Ergene Nehri’ne deşarj yapan arıtma tesislerinin Marmara’yı kirlettiği, 2024 Ekim’inde müsilajın yeniden ortaya çıktığına dikkati çekilen açıklamada, deniz tabanını saran müsilajın, pina, sünger, mercan ve deniz çayırlarını kaplayarak oksijen kaybına yol açtığı, bu durumun deniz canlılarını yok oluşa sürüklediği ifade edildi.
Açıklamada, son 23 yılda denetimsiz sanayi, maden, tarım ve evsel atıkların Marmara’yı fosseptik çukuruna çevirdiği, denizde yaşayan canlıların yüzde 98’inin oksijensiz kalarak ölüme terk edildiği vurgulandı.
NİLÜFER ÇAYI DERİN DEŞARJ PROJESİ’NE SERT TEPKİ
Katılımcılar, Nilüfer Çayı’na boşaltılan atık suların Karacabey Boğazı’na derin deşarj yöntemiyle aktarılmasını öngören projeyi “Marmara Denizi’nin ölüm fermanı” olarak nitelendirdi.
Projenin, kirliliği artırarak oksijensiz ölü bölgeler yaratacağı ve hidrojen sülfür gazı gibi tehlikeli sonuçlara yol açacağı uyarısı yapıldı.
Açıklamada, “Kirliliği derine itmek, sorunu halının altına süpürmekten ibarettir. Nilüfer Çayı zaten kirliyken, kapalı kanal sistemiyle daha büyük bir tehdit oluşacak. Bu proje derhal durdurulmalı” denildi.
Müsilajın yalnızca çevresel değil, toplumsal bir kriz olduğu belirtilerek, özellikle kadınların bu süreçten en çok etkilenen kesim olduğu da vurgulandı. Kirazlıyayla, İkizdere ve Akbelen gibi doğa mücadelelerinde kadınların ön saflarda yer aldığına dikkat çekilen açıklamada, müsilajın kadın yoksulluğunu artırdığı, turizm gelirlerinin düşmesiyle ev içi üretimle geçinen kadınların gelir kaybı yaşadığı ifade edildi. Ayrıca, müsilajın deniz suyu kalitesini düşürerek cilt hastalıkları ve solunum problemleri gibi sağlık sorunlarına yol açtığı belirtildi.

TALEPLER: ACİL DENETİM VE KORUMA PLANLARI
Katılımcı sivil toplum örgütleri ortak basın açıklamalarında, Marmara Denizi’ni kurtarmak için şu talepleri sıraladı:
- Müsilajın toplumsal cinsiyet etkilerini inceleyen araştırmalar yapılması,
- Kirliliğe neden olan kurum ve projelerin denetlenmesi,
- Sağlıklı çevreye erişimin insan hakkı olarak tanınması,
- Kıyı bölgelerinde geçim kaynaklarını kaybedenlere ekonomik destek sağlanması,
- Atık bırakan işletmelerin acil denetimi ve arıtma tesislerinin kapasitesinin artırılması,
- Bilim insanlarının önerdiği uzun vadeli deniz koruma planlarının uygulanması,
- Kıyılarında kamusal, temiz ve erişilebilir alanlar olarak korunması.
“MARMARA YAŞARSA BİZ DE YAŞARIZ”
Açıklama, “Marmara Denizi boğuluyor, biz bu boğulmaya seyirci kalmayacağız” sözleriyle son bulurken, Mudanyalılar, çevre gönüllüleri ve kadın meclisleri daha güçlü bir mücadele için bir araya çağrıldı.
Bu arada Değişim Elçileri’nin change.org üzerinden başlattığı “Müsilajı Durdur” kampanyası ve Bursa Su Kolektifi’nin çalışmaları için destek istendi. Mudanya Belediyesi ve emekçilerine de katkılarından ötürü teşekkür edildiği etkinlik, “Doğa yoksa yaşam yok, kadın yoksa mücadele eksik” sloganıyla tamamlandı.


