Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 1,335
DOLAR 7.90
EURO 9.42
ALTIN 460.69

Diyet215 defa okundu

kategorisinde, 23 Eki 2020 - 23:58 tarihinde yayınlandı
Diyet

Dün katıldığım altın gününde 1950 doğumlulardan 1980 doğumlulara her yaştan kadın vardı. Üç-dört saat süren oturma sırasında yenen pastalar, börekler, salatalar, çöreklerin arkasından konuşmalarımız; yediğimizden duyulan pişmanlık ve diyet üzerineydi. İnsanlarda bir huzursuzluk. “Artık akşam yemek yemem, bu beni iki gün idare eder” diyerek kendini kontrol etme, diyetin diyetini ödeme çabaları…

Nedir bu “diyet”?
Neden bu diyet?
Ne demek insanın canının çektiği her şeyi doyasıya yiyememesi, yediğinde pişman olması?
Şişmanlama korkusu mu?
Sağlık korkusu mu?

Osmanlı saray sultanlarının tuvale düşen aksına bakarsak öyle zayıf, çıt kırıldım bir sultana rastlayamayız. Hatta daha dün babaannem amcama kız ararken, zayıf kızlara hiç bakmaz. Hatta onlar için bir benzetme yapardı.
“Anadut
Dirgen
Çatalağız
Karga pırrr!”
(Anadut, dirgen, çatalağız; bir sopa ucunda iki, üç dala ayrılan tarım aletleri. (yemek çatalına benzer)

Hal böyleyken bu diyetler, bu zayıflık özentileri 1900 lerde kadınların başına salınan en büyük işkence bence. Yine erkek eksenli kapitalizmin moda üzerinden kadınları sömürmesi diyebiliriz.

“Erkekler seyretmek, kadınlar ise seyredilişlerini seyretmek için vardır.” İlkesini benimseyen modacılar 1966 yılında Twiggy’yi yarattı. Onların reklamı ve kadının kendi becerileri, özenti kadınlarımızda büyük bir zayıflama isteği yarattı. Ta ki Anoreksiya hastalığıyla tanışmamıza değin. Koca bir kuşak “kürdan vücut” olma isteğiyle yandı tutuştu. Bugün de halen moda dünyası tek tip kadın yaratma çabasında. Estetik şekillendirmelerden vazgeçtim, çoğu mağazalarda belli bir beden ölçüsünün üzerinde elbise bulunmuyor. O bedenin üstündekiler kadın olmadığı gibi insan bile değil gözüyle bakılıyor..

2016 yılında yapılan bir araştırmada 10 yaş ve üstü kızların depresyonda olduğu gözlenmiş. Nedeni ise mükemmel bir vücuda zorlandıkları içinmiş. Küçüklüğünden itibaren kendini izlemeye yönlendirilen kız çocukları, ayna karşısında ayrılmadan, kantardan inmeden, reklamlarla dayatılan 90-60-90, hatta “Barbie vücut” akımına göre kendini yönlendirmeye çalışıyormuş. Amaçlanan hedefe ulaşamayanlar kendine güveni yitiriyor, kendini hakir görüyor, zayıf olmazlarsa dışlanacağını düşünüyorlarmış. Bu iş anoreksiya olacak kadar ileri gidiyormuş.

Evet, yersek kilo alırız ama benim babaannem bir oturuşta 13 yumurta yerdi fakat ne yapardı? Beş dönümlük tarlanın taşını temizlerdi, çapasını yapardı, buğdayını biçerdi. Sırım gibi bir kadındı.

Biz ne yapıyoruz? Ya masa başında oturduğumuz yerde çalışıyoruz, ya da televizyon dizileri başında çekirdek çitliyoruz.
Yani mesele yemekte değil, mesele hareketsizlikte…
Hareket etmediğimiz sürece diyete mahkûmuz…
Zevkli bir yaşam dileğiyle…

Google News Mudanya Haberleri
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Perihan DİRİCAN
YORUM YAZ