Osmanlı Devleti döneminde sendikal faaliyetler farklı özellikler göstermişler.
Sendika niteliği taşıyan, ancak dernek niteliğinde gerçekleştirilen örgütlenmeler ve işçi yardımlaşma kuruluşları şeklinde kurulmuştur. Cumhuriyet öncesi dönemde kurulmuş olan sendikal örgütlenmeler değerlendirildiğinde, bu örgütlerin sendika niteliğinde olmalarına rağmen; yasal ve fiili sınırlamalar nedeniyle, dernek biçiminde kurulmuş.
Meşrutiyet döneminde işçi ve memur örgütlenmeleri çoğalmıştır. Bu dönemde sendikal hareketlerin düşünce ve akımların temelleri atılmıştır.
1960 dönem öncesi sendika –siyaset ilişkisine bakıldığında, sendikaların siyasi iktidarın isteklerine uyum gösteren eylem ve etkinlikler siyaset sayılmazdı. İktidarın istek ve düşüncelerine aykırı yapılan eylem ve etkinlikler “siyaset yasağı” kapsamında suç sayılır ve sendika kapatılırdı.
1960-1980 DÖNEMİNDE SENDİKA VE SİYASET İLİŞKİSİ…
Türkiye, 1960 döneminde işçi hareketleriyle birlikte kapitalist düzenin arasındaki mücadelenin sürekli yükseldiği ve demokratik ülkelerde işçi sınıfının demokratik örgütlenme gücünün arttığı, ulusların, kurtuluş hareketlerinin “Bağımsızlıklarını” kazanan yıl olmuştur.
1960 dönemi sonrası Türkiye’de yaşana gelişmeler, sanayileşmenin ve ekonomik- sosyal etkinliklerin gelişimini sağlamıştır. Köylerden şehirlere gelen göç dalgaları ile başlayan değişimlerin ortaya koyduğu, toplumsal değişimin yarattığı ekonomik ve sosyal dengelerin değişimine neden oldu.
Sosyal ve Siyasi alanda yaşanan değişimler, kapitalizmin ve işçi örgütlenmelerin kökleşmesi sağladı.
1961 YILINA GELİNCE…
Türkiye 1961 yılında siyasi acısından önemli bir gelişmeyi yaşadı.
13 Şubat 1961 tarihinde Türk-İş’ten ayrılan 12 sendikacının önderliğinde Türkiye İşçi Partisi (TİP) kuruldu.
1961-1963 yıllarında Türk İşçi sınıfında hareketlilik başladı.
1961 Anayasası ile tanınan işçilerin grevli-toplu sözleşmeli sendikal hakkına ilişkin gerekli yasal düzenlemeler yapılmamıştı.
Ancak! Anayasada her hangi bir kısıtlama yapılmaksızın, kanunla düzenleneceği ifade edilen bu hakkın, 1963 yılında çıkarılan bir yasa ile kısıtlanmış ve şartlara bağlanmış.
Grev ve toplu sözleşme kullanılamaz hale getirilmiştir.
Bu kısıtlamalara rağmen, işçiler ve memurlar birçok ekonomik ve sosyal istemlerini sendikal örgütlenme ile almayı ve kendilerine güvenmeyi öğrenmeleriyle, önemli bir hareketin başlangıcı oldu.
1965 YILINA GELİNCE…
1965 genel seçimlerde Türkiye İşçi Partisi(TİP) 15 milletvekili ile ilk seçimde başarılı oldu.
Türk- İş ile TİP arasında meydana gelen siyasi düşünce ayrılığı ile başlayan ayrışımın son noktası Paşabahçe grevine Türk İş’in takındığı olumsuz tavrın sonucu oldu.
Sendikalar Arası Dayanışma Komitesi’nin (SADA) kurulması ile başlayan kurulması, Türk İş’ten kopuşun sonunda DİSK 13 Şubat 1967 tarihinde kurulmuş oldu.
İktidar, sendikalar yasasında yapmak istediği değişiklikle DİSK’i kapatmak istemiş, ancak Anayasa Mahkemesi yasayı iptal etti.
Siyasi hayatımızda yeni bir ses getiren Türkiye İşçi Partisi 12 Mart döneminde Anaya Mahkemesi’nin “bölücülük yapıyor” diyerek kapatıldı.
O günden bugüne gelinen noktayı analiz edelim.
Demokrasi adına; Anayasal hakların verilmediği, demokrasinin, hukukun, adaletin, insan haklarının ve ekonomik düzenin ‘yok’ edilen siyasi bedelidir.
Ne Mutlu Türk’üm Diyene!


