Değerli okuyucular, bizler “Yurtta barış, dünyada barış” öğüdünü, ülkemizin kurucusu büyük asker ve yönetici, devrimci Mustafa Kemal Atatürk’ten öğrendik. Bu özlü söz ile bizlere, barış içinde yaşamayı ve çok çalışmaya, ilim ve bilime zaman ayırmamız gerektiği öğüdünü vermiştir.
Ulu Önderimiz hakkında ülkemizde ve dünyada yapılan çalıştaylarda, onunla ilgili övgü dolu sözler ve hayranlık dolu ifadeler ortaya konmuştur. Birazını sayfama alıyorum.
Prof. Dr. Mendes: Brezilyalı, Uluslararası Siyasal Bilimler Derneği Başkanlığı yaptı.
“Bizler, tüm Latin Amerikalılar, 1923’teki büyük parlayışından sonra 1938’e dek, bizlere çok şeyler öğretebilen bu yaşama ve bu yaşamın yıpratıcılığına en derin şükranlarımızı sunuyoruz. Biz ondan ölümcül bir ataletle nasıl cepheden savaşıldığını, biz ondan, bir ulus yaratmak için nasıl kararlı ve sebatlı bir irade gerekli olduğunu öğrendik.
O, her türlü olumsuz koşullar karşısında bile her gün dövüşen, kendini ortaya koyan, büyüyen ve harekete geçiren bir iradenin sonucu ve ürünüdür.
Atatürk, kuşaklar arasındaki pergeli kırıp atarak bize, kalkınmanın, aşamacılığın talihsiz bir ipoteği olmadığını, tersine bir iradeden yola çıkılarak gerçekleşebileceğini, biz tüm üçüncü dünyaya öğrettiği, iletişim ve etkileşimin duyulmadık anlamından kaynaklandığını göstermiştir.”
Prof. Dr. Michael Finefrock: Atatürk tarihte tek olacak bir biçimde bir ulusa önderlik etmiş, başarıya ulaşmış bir liderdir. Koşulların içindeki davranışları açısından, bu tür liderlerin halkla özdeşleşmeleri ve birleşmeleri önemlidir. Önlerine çıkan sorunlara cevap vermek için halklarına güvendiler. Çünkü cevap halkın kendisindedir.
Modern Türkiye’nin sınırları, başarıları, yapılmış olanlar, başka bir Ortadoğu ülkesinde görülmemektedir. Atatürk, Türk Ulusu’na kendi geleneksel birliği İslam’ın geleneksel birliği dışında yeni bir birlik imajı verdi. Halkın böylesine köklü bir değişime alışabilmesi, bu değişimi benimseyebilmesi için aradan bir zaman geçmesi gerekiyordu.
Atatürk, zamanın iki yönetim biçimi olan, Kapitalizm ve Marksizm’den uzak durdu. Türkiye’ye özgü bir yönetim modeli geliştirdi.
Prof. Dr. Suna Kili: 1939 yılında dünyadaki ekonomik durumu incelediğimizde, Türkiye’nin, Sovyet Rusya’dan ve Japonya’dan sonra sanayideki üretim artışlarında dünyanın üçüncü ülkesi olduğu görülür. Bu neyi gösterir? Yetenekli, bilgili, yurtsever, çalışkan bir kadro olduğunda, bu kadro ülkesini daha iyi tanıdığından sorunların çözümünde başarı sağlayabiliyor.
Prof. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu: Atatürk, 1925 yılında Ankara Hukuk Fakültesini açıyor. Bu tamamen yeni kurallar kurarak, eski hukuku temelinden kaldırmak girişimidir. Ankara’da ilk önce askeri okul kurmadı. İlk önce Hukuk Fakültesi’ni kurarak, sivil yönetimi esas aldığını gösterdi. Atatürk aynı zamanda, usta bir örgütleyici ve güçlü bir önderdi.
Mustafa Kemal, her zaman Türk halkının, askeri güç ve yeteneklerinin yanında, çok uygar kişiler olduklarını vurgulamaya çalışmıştır. Yüzyıllar boyunca Türkler, köklü kültüre sahip, uygar bir halk olmuşlardır. Mirasçısı olduğumuz bu kültürün bilincine varmalı ve bundan kıvanç duymalıyız.
Atatürk batılılaşmaktan değil, çağdaşlaşmaktan söz etmiştir.
Prof. Dr. Ahmet Mumcu: Türk toplumunu iki özelliği ile tanımlayabiliriz. Kusursuz bir asker ve bireyci kişilikleri.Bu iki olgunun bağdaşması çok güçtür. Bireyci kişilikleri nedeniyle onları eğitmek ve örgütlemek her zaman güç olmuştur. Ancak Mustafa Kemal Atatürk bu zor işi de başarmıştır.
Kuruluş yıllarında ekonomi nasıldı acaba? O kadar zor koşullarda bile enflasyon yüzde 3 idi. Bugünkü şartlarda açıklanan enflasyon ise resmi açıklamalara göre yüzde 55.
Bu büyük başarının ardından güçlü bir ülke kuran kurucu liderimize yürekten teşekkürler. Saygılar, sevgiler sunmayalım da ne yapalım?
Bugünkü zor ekonomik koşullardan iyiye doğru gitmenin tek çaresi, ülkemizin kurucu liderimizin ilkeleri, yaptığı yenilikler ve söylemlerine sıkı sıkıya bağlı kalarak, yeni planlar yapılması ve uygulanmasından geçtiğini artık görmek gerekir.
Sağlık ve esenlik dileklerimle, iyi yıllar dilerim.


