Güney komşumuz Suriye’de karmaşa sürüyor. Karmaşa dediğime bakmayın, iç savaş bu. Dış müdahaleli bir iç savaş. Suriye’nin kuzey bölümü, bizim ülkenin ise Güney bölümü sınırımızın hemen altında olan bir savaş.
Yine kan dökülüyor, yine insanlar sefil..
Bir tarafta, Suriye kuzeyinde daha önceden konuşlanmış ve ABD tarafından silah ve eğitim desteği verilen PYD, dini bir yapılanmaya sahip HTŞ, Türkiye tarafından finanse edilen ÖSO var. Suriye ise Rusya’nın himayesinde.
Ancak öyle bir durum oluşturulmuş ki Rusya, son yıllarda Avrupa’nın batısında Ukrayna ile savaşta. Bu nedenle Suriye’ye fiili olarak destek veremiyor. PYD isimli gruba ABD destek veriyor. Bu fırsattan istifade eden ayrılıkçı gruplardan olan HTŞ, Suriye’nin Kuzeyinden Güneye doğru çok da karşı direniş görmeden ilerliyor. PYD Suriye’nin kuzeybatısında petrol kaynaklarının bulunduğu yerde konuşlanmış.
Türkiye, daha önceden arası açık olan Suriye lideri ile anlaşamıyor.
Güney bölgemizdeki sınırlarımızdan içeri sık sık TERÖR saldırıları ve tecavüzler olması nedeniyle ülkemiz, Suriye’den önlem almasını istedi. Bu sınırlarımızda döşeli bulunan mayınlar, Suriye ile aramızın iyi olduğu bir zamanda kaldırılmıştı. Bunun sonunda güney sınırlarımızdan gerek terör gerekse Suriye’de çıkan iç savaş nedeniyle savaştan kaçan Suriyeli vatandaşların ülkemize doğru göçü başladı. Bu göç ülkemizde büyük sıkıntı oluşturdu.
Hem güneyden gelen terör, hem de göçleri önlemek için Suriye sınırları içinde ülkemiz bir tampon bölge kurdu ve oraya paralı asker yerleştirdi. Adı ÖSO!
Suriye bu duruma karşı çıktı. Bu nedenle Suriye ile aramız daha da açıldı.
Dış destekli yukarıda saydığım gruplar, birbirlerine dokunmadan Suriye’nin kuzey bölgesini işgal etmiş durumda ve güneye Başkent Şam’a doğru ilerliyorlar. Bunlardan HTŞ ki dini yapıya sahip, güneye Başkent Şam’a doğru ilerliyor, hem de neredeyse hiçbir direniş görmeden. YPG ki ABD destekli, ülkenin kuzey doğusunu ve ağırlıklı olarak petrol bölgesini işgal etmiş.
Yani değerli okuyucular, güney komşumuz yangın yeri şu anda.
Olayları anlatmaya çalıştım ancak bu olayların neden çıktığı ile sonucunun ne olacağı konusu daha önemli. Neden çıktığına bakarsak, bunun bir enerji savaşı olduğunu görebiliriz.
Suriye’nin kuzeydoğusundaki PETROL kaynaklarına sahip olma. Bir diğeri ise Doğu Batı arasındaki çekişmenin yaşandığı alan Suriye. Ayrıca batı destekli, özellikle ABD ve İsrail faktörünü de göz ardı etmemek gerekir.
Şu anda, Batı destekli Ukrayna ile Rusya arasında bir savaş sürüyor. Buradan anladığımız şu ki Suriye’nin koruyucusu Rusya, Ukrayna cephesinde meşgulken, bu fırsatı değerlendirenler, Suriye hükümetini düşürüp, ülkeyi paylaşmak istiyorlar. Bilhassa PETROL yataklarını.
Bundan sonra ne olabilir?
Esad rejimi devrilir, ülkesi parçalanır ise bu bölgede karmaşa devam eder. Çünkü şu anda ülke içinde bulunan muhalif gruplar da ortalık yatışınca birbirileri ile çatışma olasılığı yüksek. Bu durumdan en çok faydalananlar ise başta İsrail ve ABD olur. Rusya, güneyde Suriye’de bulunan tek donanma üssünü kaybeder. Sıcak denizlerden ayrılmak zorunda kalır.
Vatanımızın kurucusu büyük ve değerli insan Mustafa Kemal Atatürk “Ortadoğu ve Arap ülkelerinin işlerine karışmayın” diyerek bizleri uyarmıştı. Bu öğüde uymak bizlere kazandırır. Çünkü bu karmaşa uzun yıllar devam edeceğe benziyor.
Bizim yapmamız gereken, sınırlarımızı korumak gerekeceği için hazırlıklı olmak ve Ortadoğu olaylarına karışmamak, Atamızın öğüdüne uyan bir dış siyaset takip etmek olmalıdır.
SORUŞTURMALAR…
Hatalı yaptığı ya da yapması gerekip de yapmadığı işler ve görevler hakkında, ilçemiz önceki Belediye Başkanı Hayri Bey ile ilgili yapılan şikayet başvuruları hakkında sonuçlar teker teker gelmeye başladı.
Bu şikayetlerin konusunu daha çok belediye varlıklarının kiralanması, sahiplenmesi ve işletilmesi ile ilgili konulardaki ihmaller oluşturuyor. (Belki de kasıtlı ) Bu konulardaki ihmaller nedeniyle hakkında adli soruşturma açılmasına karar verilmiş İçişleri Bakanlığı’nca.
Bir yerleşim yerinde görev yapmakta olan seçilen ya da atanan görevliler, millet ve devlet adına görev yapmak üzere yemin ederek göreve başlarlar. Hem halkın hem de ilgili kuruluşların denetimlerine açıktır yaptıkları ya da ihmal ettikleri hizmetler.
Yani devamlı bir denetim sistemi vardır üzerlerinde. Bu denetim hem kuruluş müfettişleri, hem de basın ve halkın katkısı ile yapılır. Bu nedenle, devlet ve millet adına hizmet edenlerin hem vicdani, hem de yasalar karşısında sorumlukları vardır.
Önerim odur ki yeni göreve gelen gerek yöneticileri, gerekse halkın ve devletin görevlileri iş ve işlemlerini lütfen hem yasalar, hem de vicdani süzgeçten geçirmeye özellikle dikkat etmelidirler.
Aksi halde bunun cezai karşılığını önünde sonunda görürler.


