Türkiye 2025 yılını; doğal afetlerden, yangınlara, tutuklamalardan, yargı süreçleri ile toplumsal kırılmalara uzanan ağır bir yılı geride bıraktı.
Bütün Avrupa ülkelerinde bir haftada veya bir ayda rastlayabilecek olayları maalesef ülkemde 2025 yılında gün aşırı yaşadık.
Her gün yeni bir gündem ile güne başlamak zorunda kaldık.
Her gün şafak gözaltıları, yeni bir deprem ihtimali, her gün orman yangınları, olaylarda can kayıpları, ormanların imara açılması, maden alanlarına izin verilmesi,kuruyan barajlar, kadına şiddet ve ekonomik dar boğaz ile sarsılan halkımız yıl boyunca bu ve buna benzer felaket ve olaylara tanıklık etti.
2025’te yaşadığımız bu olayları ben çok uzun yıllar yaşamadım. Yaşadığımız sosyo-ekonomik olayları tekrar yaşanmaması dileğiyle; bazılarını sizlere hatırlatmaya çalışacağım.
Başlayayım…
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla başlatılan operasyonda İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 19 Mart’ta ve takip eden günlerde beraberindeki heyet şafak operasyonu ile “ihaleye fesat karıştırmak”, “örgütlü suç” iddialarıyla gözaltına alındılar.
24 Mart’ta İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından İstanbul ve İzmir’de düzenlenen protestoları takip eden 11 gazeteci gözaltına alındı. Gazetecilerden 7’si tutuklandı, ancak yapılan itirazlar üzerine bir gün sonra tahliye edildiler.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ile bu şafak operasyonları CHP Belediye Başkanlarına yönelik tutuklanmaları, bazı belediyelere kayyum atanması devam etti.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” suçundan 21 Ocak’ta tutuklanmıştı! Ümit Özdağ, Haziran 2025’te tahliye edildi ve bugün atfedilen suçlardan beraat etti.
22 Haziran’da gazeteci Fatih Altaylı YouTube kanalındaki yayınına ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Fatih Altaylı, yaklaşık 6 ay sonra 29 Aralık’ta tahliye edildi.
2025 yılında 410 kadın, eşi, kardeşi, babası veya akrabası vs zoruyla şiddete maruz kaldı ve bu zorbalık karşısında hayatını kaybettiler.
Türkiye’de son 10 yılda 28 bin orman yangını çıktı.
2025’te ise; “6 bin 800 yangın çıktı” yangınlarda toplam 80 bin hektar alan yandı, kül oldu.
Bu yangınlarda 17 orman işçisi ve vatandaşın şehit olmasının yanında Temmuz ayında Bursa Gürsu’da, Harmancık ve Orhaneli ilçelerinde çıkan orman yangınlarda ise, 3 vatandaşımız maalesef hayatını kaybetti.

Bursa’daki yangınlarda büyüklük açısından ifade etmek istiyorum; 2 bin 200 futbol sahası büyüklüğünde, 3 bin hektar alan maalesef kül oldu.
Daha 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden vatandaşlarımızın acısı bitmeden ve açılan yaralar kapanmadan, Balıkesir Sındırgı ilçesinde meydana gelen en büyüğü 6,2 şiddetinde olan deprem fırtınaları “beni unutmayın” der gibiydi.
21 Ocak’ta Bolu Kartalkaya Grand Kartal Hotel’de çıkan yangında 36’sı çocuk, 78 kişi hayatını kaybetti, 133 vatandaşımız ise yanarak yaralandı. Bu hotel yangınının dünyada bir hotelde hayatını kaybeden en fazla insan olarak kayıtlara geçmesi bana ayrı bir üzüntü yarattı. Yürütülen mahkemede, 32 şüpheliden 11’ine müebbet hapis cezası verdi.
Bunlar; otel sahibi, eşi, kızları, damadı ve hotel müdürleri, muhasebe müdürü, Bolu Belediye Başkan Yardımcısı, itfaiye eri ve itfaiye müdür vekilinden vs. öteye gidemedi, ne hikmetse!
Küresel iklim değişikliği ana neden olmak üzere başta su kenti Bursa’daki barajlar olmak üzere, ülkemde 11 baraj aylar öncesinden kurudu bile!
Tüm bunlar yaşamaya devam ederken Cumhurbaşkanlığı kararı ile 2 milyon metrekare alan orman alanı, imar alanı statüsüne alınmış olmasına da bir türlü anlam veremiyorum.
Yetmediği gibi İstanbul Sazlıdere Barajı, Kanal İstanbul çalışmaları çerçevesinde 49 milyon metreküpten 19 milyon metreküpe düşürülerek hacmi küçülmeye mahkûm edildi!
2025 yılında yaşadıklarımız yetmedi; 40 şehirde 104 farklı alanda 468 bin hektar alan maden aranması için geneli yabancı firmalara izin verildiğini, şaşkınlıkla ve üzüntü ile karşılıyorum.

Ülkemde tüm bu olumsuzlukları yaşarken nüfusumuzun yaklaşık yüzde 50’den fazlası açlık sınırlarının altında bir gelirle yaşamak zorunda kaldı.
Aralık ayı sonunda, 2026 yılının asgari ücreti 28 bin 75 TL olarak açıklanmasının ardından, işçi emeklisine 2026 yılı ilk 6 ayında yüzde 12,19 oranında zam yapılması ülke genelindeki emekli büyüklerimize darbe oldu!
En düşük emekli maaşının 18 bin 938 TL olduğu ülkemde emekli büyüklerimiz, açlık ve sefalete sürüklendi.
Bu açıklanan asgari zamlar karşısında ülkenin geneli doğrudan ve dolaylı yollardan etkilenmiş olacağı muhakkak.
“Ülkenin kötü yönetilmesini bedelini” neden dar gelirli insanlara ödettiriyor ki?
Türk Milletini önümüzdeki günlerde açlık sınırındaki insanların mücadelesi başta olmak üzere, depremler, su kıtlığı, yaz aylarında ortaya çıkan orman yangınları, kadına şiddet vs. birçok konular karşısında sınav verecek.
Bu coğrafyada yaşamanın bedeli mi bunlar, yoksa kaderimiz böyle mi yazılmış bilemiyorum!
