Osmanlı İmparatorluğu döneminde İtalyan mühendis Piçiretu tarafından planlanan Halit Paşa Mahallesi (Girit Mahallesi)’nde yer alan tarihi bina, 1820’li yıllarında ilçede yaşayan Rumlar tarafından restoran olarak kullanılmaya başlanmış.
El değiştirmesiyle, eczane ve manifaturacı olarak da kullanılan mekân bölge halkınca ‘küçük kıyamet’ olarak adlandırılan 1855 yılında meydana gelen 7,5 büyüklüğündeki Bursa depreminde hasar görmüş.
Onarımının ardından yeniden restoran, taverna ve son olarak da kahvehane olarak kullanılan mekân Kurtuluş Savaşı yıllarında bir dönem ecza deposu olarak da hizmet vermiş.
1893 yılındaki Osmanlı nüfus sayımına göre Mudanya’nın nüfusu toplamda 16 bin 683 kişiden oluşuyordu.
1922 yılındaki Kurtuluş Savaşı ve sonrasındaki mübadele dönemi öncesinde bu nüfusun büyük kısmı aşağıdaki veriler sonucunda, Rumlardan meydana geliyordu. Toplam nüfusu 16 bin 683 kişi olan Mudanya’da; Rum nüfus 11 bin 757 kişi (yüzde 71 oran), Türk nüfus ise 4 bin 891 kişiden (yüzde 29 oran) oluşuyordu.
O yıllardaki Mudanya’nın demografik yapısı bu şekildeydi.
30 Ocak 1923 tarihinde Lozan Barış Antlaşması’na ek olarak imzalanan “Nüfus Mübadele Sözleşmesi” ile birlikte Anadolu’da yaşayan 1,5 milyon Rum’un Yunanistan’a gönderilmesinin ardından, Yunanistan’dan Türkiye’ye getirilen 500 bin Müslüman Anadolu’ya, Bursa’ya ve Mudanya’ya yerleştirilmişler.
Zorunlu göçe maruz kalan Müslüman Türk halkı, yaşadıkları yerden tahliye taahhütnamesi ile ülkemize, Bursa’ya ve Mudanya’ya geldiklerinde mülk varlıkları kadar karşılığında mülk edindirilmeye çalışılmış. Türklerin Yunanistan topraklarında boşaltılan evlerine ve mülklerine, Anadolu’dan giden Rumlar yerleştirilmiş.
Rumların Anadolu’daki boşalan evlerine, dükkânlarına, bağ ve bahçelerine Yunanistan’dan zorunlu olarak getirilen Türkler, karşılıklı olarak yerleştirilmişler.
İşte bu Türk ailelerden biri de Kazım Bozdağ ve ailesidir.

Bugün Giritli mahallesinin tarihi hafızası olan bu binasına yerleştirilmişler.
Bozdağ ailesi tarafından da kahvehane olarak işletilen mekân, dönemin bölgedeki ik kahvehanesinden biri olması dolayısıyla Mudanya’da bulunan 70. Alay Askeri Birliklerden cumartesi ve pazar günleri çarşı iznine çıktıklarında, askerlerin uğrak noktası haline gelmiş.
1940’lı yıllarda 2. Dünya Savaşı döneminde ilçeye konuşlandırılan, askerlerin de çarşı izinlerinde ailelerine mektup yazdıkları, çay-kahve içtikleri, dinlence ve eğlence mekânı olarak tercih etmeleri nedeniyle, mekânın adı o yıllarda halk arasında “Alay Kahvesi” olarak adlandırılmaya başlanmış.
Kazım Bozdağ’ın ardından damadı Mustafa Akbaş ile kardeşi Hüseyin Akbaş tarafından işletilen mekân, şu anda Akbaş ailesinin 3. kuşak nesilleri tarafından işletilmektedir.
Alay kahvehanesinin o zaman ki müdavimlerinin yerini bugün, torunları ve aileleri almışlardır.

Alay Kahvesi’nin duvarlarında, Akbaş ailesinin üç nesil öncesindeki atalarının fotoğrafları ve o günleri yansıtan belgeler mevcuttur.
Tarihe belgeler ile tanıklık eden mekân, aile hatıralarını da canlı tutmaya çalışmaktadır.
Bu fotoğrafları ve belgeleri incelemeye başlayınca bir an gözleriniz dolarak zorunlu göçün yaşandığı o dönemi yaşayabilirsiniz.
Bu mekânın müdavimleri arasında çok samimi dostluklar yaşanmaktadır.

Hele birde eskiyi anlatan büyüklerimiz varsa, onların yaşadıklarını ve anlatılarının tadına doyum olmadığını biliyor ve yaşıyorum.
İşte bugün yaklaşık 200 yaşında olan bu Tarihi Alay Kahvesi, Mudanya’da hafızası olan bir binadır.
Yani Mütareke şehri Mudanya’nın kültürel mirasıdır. Tarihi ve anılarının korunması ve yaşatılması gerekmektedir.

Mütareke şehri Mudanya’ya gelen tur ve turist rehberleri ve Mudanya’ya gelen misafirlerin uğrak ve ziyaret mekânı olması gerekmektedir.
Mudanya’ya gelip o ambiyansı yaşamak ve bu kahvehanenin çayını kahvesini içmek isteyenlere “Tarihi Alay Kahvesine” gitmelerini tavsiye ediyorum.
