Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Kurtuluş Savaşı’nın sonunda “Türkiye Cumhuriyeti” doğdu

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bir toplantıda yeni Milli Eğitim

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bir toplantıda yeni Milli Eğitim müfredatında ‘Kurtuluş Savaşı’ kavramının olmayacağını ifade etti.

Bakan Yusuf Tekin, Kurtuluş Savaşı için “Neyden kurtuluyoruz ki? Ondan önce koskoca bir Osmanlı İmparatorluğu vardı” cümlesini kullanmış.

Bu sözleri bir Milli Eğitim Bakanı’nın söylediğine inanmak mümkün değil.

Bilmeyenlere kısa bir hatırlatma yapayım!

Osmanlı İmparatorluğu’nda Türk Milletinin şanlı başarılarıyla dolu bir geçmişi var…

1299 yılında Osman Bey tarafından kurulan Osmanlı Devleti’nde, saltanatın kaldırıldığı 1922 yılına kadar 36 Padişah gelmiştir.

Padişahların ne yaptığını ve ne yapmadığını sorgulamayacağım ama 1699 yılında Avusturya’nın başını çektiği ülkeler ile yapılan “Karlofça Anlaşmasında” gerileme devrine girerek, toprak kaybetmeye başladık.

Bu süre içerisinde, Padişah ve Şehzadeler arasında yıllardır hanedan içinde taht kavgaları sürdü. Ülke menfaatleri unutuldu. Saltanatı idare etme isteği ve arzusu ön plana çıktı.

Böyle olunca İmparatorluk duraklama ve gerileme dönemine girdi.

Bu gerileme devrine son vermek için 1827 yılından 1908 yılına kadar birçok ıslahatlar yapılmaya çalışılsa da dağılmanın ve kan kaybetmenin önüne geçilemedi.

En sonunda ise, 1908 ile 1922 yılları arasında batılı ülkelerin “Hasta adam” olarak tabir ettikleri Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanması kaçınılmaz oldu.

Yaklaşık 5 milyon kilometrekare yüzölçümüne sahip olan Osmanlı İmparatorluğu, 14 yıl içerisinde 250 bin kilometrekareye düştü.

İmparatorluk, Balkanlarda başlayan milliyetçilik akımı sonrasında isyan eden Balkan halklarına ve destekçilerine de karşı duramadı.

Doğuda Ermenileri yanlarına alan Ruslar, Doğu Anadolu’nun içlerine kadar ilerlediler. Bu kadim Türk Milletine katliamlar yaptılar.

Arabistan, Irak ve Suriye içlerinde topraklarımızın büyük bir bölümünü ele geçiren İngilizler halkımızı da zehirlemeye devam ediyordu.

Yetmedi; Karadeniz kıyılarında da şehirlerimizin yönetimini ele geçiren İngilizler, ülkemizin kuşatılmasına öncülük ediyordu.

Güneydoğu ve Akdeniz Bölgesinde ise Fransız ve İtalyanlar şehirlerimizi işgal etmeye devam ediyor, Türk Milletine esareti yaşatmaya çalışıyorlardı.

Yunan’da boş durur mu?

Başta İngiltere olmak üzere, emperyalist ülkelerin kışkırtması ve desteği ile 15 Mayıs 1919’da İzmir’e girerek Batı Anadolu’dan ülkemizi işgal etmeye başladılar.

Ülkenin içerisinde Rum, Ermeni ve kanı bozulmuş hain kişilerde bu emperyalist işgalci devletlere hizmet etmeye başlamışlar, ülkem birkaç yıl içerisinde yangın yeri olmuştu, bile!

Padişah Vahdettin, “Çanakkale Savaşlarının Kahramanı Mustafa Kemal’e” Samsun ve bölgelerinde işgalci İngilizlere zorluk çıkaran Türk Milis Kuvvetlerini devre dışı bırakma ve İngilizlere yardımcı olma görevi vermişti.

Bir gün sonra 16 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal, 18 arkadaşı ile Bandırma Vapuruna binerek zor şartlarda Samsun’a ayak bastılar.

Mustafa Kemal, 25 Haziran 1919 günü o çok sevdiği üniformasını çıkarır. Sivil kıyafeti yoktur. Sivil elbiseler bulunur ve o kıyafetleri giyerek, milli mücadelesine destek veren silah arkadaşları ile birlikte “Ulusal Direniş Hareketini” başlattığını duyurur.

Askerlik hayatı boyunca biriktirmiş olduğu 800 lira parasından başka, cebinde parası yoktur. Borç alınarak, bağış toplanarak milli mücadeleye başlanır.

19 Mayıs 1919’dan Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulduğu 23 Nisan 1920 tarihine kadar Anadolu, 11 ay hükümetsiz ve devletsiz kalmıştır.

İşte Mustafa Kemal Paşa ve Milli Mücadele içinde olan arkadaşlarının Anadolu’nun, devletsiz kaldığı zamanlarda parasız olarak girdikleri bu mücadele 7 düvele karşı olmuştur.

Bu mücadele; yüzyıllar boyunca bu toprakları yurt edinmiş Türk Milletinin var oluş meselesidir.

Bu topraklar Türk Milletinin namusudur.

Sancağın yere düşmemesinin mücadelesidir.

Bizler Milli Mücadele ile Rus işgalinden kurtulduk, Ermenilerden, İngilizlerden, Fransızlardan kurtulduk. İtalyanlardan kurtulduk. Yunanlılardan kurtulduk.

Bu mücadele yüzyıllar boyunca Türk Milletini Küçük Asya (Anadolu)’dan atmaya çalışan emperyalist ülkelere karşı yürütülen Türk Milletinin Kurtuluş Savaşı’dır”. Sancağın yere düşmemesi, vatanın işgalden kurtulması, namusun ve hürriyetin müdafaasıdır.

Ülkemizin Kurtuluş Mücadelesi; öncelikle Mustafa Kemal ATATÜRK, İsmet İnönü, Kazım Karabekir, Fevzi Çakmak, Halit Karsıalan (Deli Halit Paşa), Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele ve diğer Gazi Kahramanlarımızın öncülüğünde olmuştur.

Şanlı Türk Milleti, Kurtuluş Savaşı mücadelesi sonunda kanı ile canı ile Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

Bazı kişilerin, tarihini ve geçmişini bilmeden çıkarak sağda solda, yalan yanlış ifadelerle gerçekleri saptırmalarını yanlış buluyorum.

Bizler, çok zor şartlarda, büyük fedakârlıklarla kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet yaşatacağız. Bundan kimsenin endişesi ve şüphesi olmasın.